ANASAYFA
BAZLAMBAÇ Tarihi, Kültürü ve Coğrafi Konumu

HAYALİNİZDEKİ O KÖY

Anadolunun tam göbeğinde yer alan tarihi bir belde......

Bazlambaç Yozgat ilimizin Çekerek ilçesine bağlı şirin bir kasabadır. Çorum Alaca ile Zile Tokat yolu üzerinde, Çekerek ırmağının kenarında, meşhur Kümbet ovasının tam göbeğinde yer alır.
Bazlambaç, Osmanlı döneminde yılda 350-400 Molla yetiştiren Bazlambaç Medresesi ile ünlüdür. Bugün ise Yozgat’ımızın en çok dışarı göç veren, eğitimi en yüksek 4 öğretim görevlisiyle , en çok memur yetiştiren, en geniş arazisine ve en büyük ormanıyla içinde yer alan  2 güzel harika yaylasına sahip hayalinizdeki bir Anadolu beldesidir.
Türkiye’nin en iri, en kaliteli, en bol Soğan ve Şeker pancarı bu yörede yetiştirilir.

Bazlama ; yuvarlak göçebe ekmeği dir. Mayalı hamurun yuvarlak ve kalın yufka şeklinde  açılarak, sac üzerinde pişirilen ve üzerine zeytinyağı  yada tereyağı sürülerek lezzetlendirilen ekmektir.
Bu güzel bazlamanın, bişi (sade), kete(içi şekerli,çökelekli), gilik (soğanlı,sebzeli), gatmer (ince yağlı) çeşitleri de vardır.
Bu ekmek diğer yörelerde lavaş veya gözleme olarak geçer ama bazlamanın tadını hiç biri tutmaz. Nedeni ise yöresel yapılış şeklidir.
Bazlamaç ise, bazlamadan türetilen yöresel bir şive olup köy kurulurken verilmiş köy ismidir. Köyde Medrese ulemasının bilgeliği ve ekmeğe olan saygılarından dolayı bir harf ilave ile türemiş isimdir.
Bazlambaç ise Köyün kasabaya terfi etmesinde zamanın yetkililerince verilen ve Bazlamaç’ın biraz daha güncellenmiş halidir.
Bazlambaç halkın sürekli lehçelerini güncelleyerek kendini nasıl geliştirdiğinin bir örneğidir aslında.




Bir zamanlar Dünyaya Ulema yetiştiren, Bazlambaç Medresesinin Baş Müderrislerinin Yukarı Camii dibindeki Mezarları.
Başka bir memlekette olsa çar çabut bağlanırdı etraflarına, ama bu Alimler sade bir görünüşle medfolmuşlardır. Ruhları Şad olsun


Köyümüzde
Günün sabahından Akşamına kadar 3-5 kadınımızın birleşerek Tandırdamında deste deste yaptığı Yufka ekmeğimizi tam bir ay yeriz. Hemde taze taze..
sert bir kağnı tekerleği büyüklüğündeki ekmekten ihtiyacımız kadar olanı hafifçe elle su sepelenerek sofra bezi içerisinde 10-15 dakika bekletilir. Sonra pamuk gibi olan ekmeğimiz 4 köşeli kitap şeklinde katlanarak 3-5 gün afiyetle yenir.
Bizim çocukluğumuz böyle doğal ekmekleri yiyerek geçti.

Birzamanlar bulgurlar buğdaylar değirmenyerine bu Dibek taşlarında dövüle dövüle ezilirdi.
Kimbilir ne zahmetle oyularak yapılan bir insan boyundaki içi derin oyuk taşın içerisine buğday doldurulur, tahtadan yapılmış büyük çekiçlerle iki kişi döverdi. öyle dövüşki durmadan biri bir ardına çekicin biri iner diğer aynı ahenk içerisinde kalkardı. bakmakta gıpta ederdiniz o iniş kalkış resitaline.
Yada çekicin bir değişik hali eşeğe bağlanır eşek saatlerce o taşın etrafını dönerde dönerdi.

İşte bizim eskiden bulgurlarımız böyle yapılırdı biz çocukken ,makina icad edilmeden önce.

İn Kayası Henüz daha keşfedilmemiş doğal mı yoksa yapmamı oldu belli olmayan yabani hayvanların barındığı mağaralar.

İri iri dir Bazlambacın Soğanları.
Irmağın eteğinde, Kümbat Ovasının göbeğinde Tonlarca üretilir. Ama gel görki alın terini kurutmaz. __________________________________

YÖRESEL HAYVANLAR

BAZLAMBAǒIN TARİHİ
(Bazlambaç / Çekerek/ Yozgat)

Bazlambaç, Yozgat ilimizin Çekerek ilçesine bağlı şirin bir kasabadır. Çorum ilinin Alaca ilçesi ile Tokat ilinin Zile yolu üzerinde, Çekerek Irmağının kenarında kurulmuş, meşhur Kümbet Ovasının tam göbeğinde yer alır.

Bazlambaç, Osmanlı döneminde yılda 300- 350 Molla yetiştiren Bazlambaç Medresesi ile ünlüdür. Bugün ise Yozgat’ımızın en çok dışarı göç veren, eğitimi oranı en yüksek olan ve 4 öğretim görevlisi ile en çok memur yetiştiren bir beldedir. Yine İl genelinde en geniş arazisine, en büyük ormanına sahip ve bu orman içerisinde yer alan iki güzel harika yaylası bulunan şirin bir Anadolu beldesidir. Meşhur Kümbet Ovası nın 2/3 ü Bazalmbaç arazisidir ve Irmaktan beslenen Kümbet ovası arazisinde Türkiye’nin en iri, en kaliteli, en bol soğanı ve şeker pancarı bu yörede yetiştirilir.

Tarih boyunca uygarlıkların deniz ya da ırmak boyunda yerleşerek şehirleştikleri bilinmektedir.
Çekerek Irmağının beslediği Kümbet Ovası, hem siyasi hem de coğrafi konumu nedeniyle stratejik bir yerleşim yeri olduğu için bir çok uygarlığın yerleşim yeri olmuştur.
Sırası ile bu bölgede, M.Ö. 1200’lere kadar Hititler yaşamıştır. Ardından uzun bir süre Frigler ve sonra da Persler M.S.395 ‘e kadar hüküm sürmüşlerdir.
1095’te Selçuklu Sultanı Melik Şah’ın şimdiki Tokat Niksar’ı başkent yapmasıyla bu bölge artık Türk hâkimiyetine girmiştir.
Sonraki tarihlerde ise sırasıyla Danişmendoğulları, Moğol istilası ve İlhanlı Devletinin ardından, 1352 yılında Sivas Merkezli Kadı Burhanettin’ in kurduğu devletin egemenliği hüküm sürmüştür. Osman beyin 1398’de Sivas’ı almasından Cumhuriyet dönemine kadar Osmanlı imparatorluğu hakimiyetinde kalmıştır.
Nihayet 1700’lı yıllarında Yozgat’a Çapanoğlu sülalesinin yerleşmesiyle bu bölgenin hakimiyetini artık Çapanoğlu beyliği idare eder duruma gelmiştir. Çapanoğlu devlet kurmamıştır ama Osmanlı sarayı ile kurduğu yakın ilişki nedeniyle bu bölgede, Cumhuriyete kadar bir derebeylik gibi hüküm sürmüştür.
Dolayısıyla da Bazlambaç ve bu bu bölgede yaşayan halk, hep yukarıdaki kronolojik tarihi sıralamada yer alan Tokat eksenli hükümetlerin egemenliğinde kalmıştır. Bazlambaç halkı da Çapanoğlu ailesi gibi eş değer zamanlı olarak bu bölgeye gelmiştir.

Erzurum üzerinden gelerek önce ırmak kenarına yerleşik düzen kuran Bazlamaçlı , bir süre sonra da eşkıyaların zulmünden korunmak için bugünkü yerine taşınan bir Türkmen Sülalesidir.

Yukarıdaki tarihi bilgilere ulaşmadaki ana kaynak, Çorum Ortaköy 2006-2007 kazı çalışmalarında çıkan Kümbet Ovasıda dahil bölgeye ait tarihi kalıntıların incelenmesiyle ortaya çıkmıştır.
Ayrıca Bazlambaç sınırları içerisinde bulunan ok başlıkları, mermer sütunlar, çanak ve çömlekler yukarıdaki tarihi geçmişini doğrular niteliktedir.
Çekerek Irmağı ve Zile- Alaca ticaret yolu üzerinde olması buranın önemli merkez olduğunu göstermektedir. Bazlambaç gerek Osmanlının son dönemi, gerekse cumhuriyetin ilk dönemlerinde hareketli bir yerdir.
Çevrede bulunan ören yerleri ve kalıntılar: Kasabanın güney doğusunda, yaklaşık 56 Km uzaklıkta bulunan Güllüderesi, Yatırkavak, Goçalan denilen bölgelerinin çok eskiden yerleşim yeri olarak kullanıldığı buluntulardan anlaşılmaktadır. Goçalan ve Güllü Deresi bugün yayla olarak hala kullanılmaktadır. Buralardaki mezarlardan ve örenlerden yapma taşlar, şişe ve madeni paralar bulunmuştur.
Yine kasabanın kuzey doğusunda 2 km. uzaklıktaki mevkiiye Kilise adı verilmektedir. Adı geçen yerde mermer başlıklar ve taş sütunlar bulunmuştur. Kilise mevkiinin biraz kuzey batısında Arımın başı denilen yerde eski devirlerden kalma mezarlıklar bulunmaktadır.
Burada bulunan mezarlıklardan zaman zaman çeşitli madeni ev eşyaları, çanak çömlekler, kesme taşlar, vazolar ve paralar çıkmaktadır.
Kasabanın batısında bulunan bir başka yer de Kiremitlik mevkiidir. Yukarıda zikredilen buluntular burada da mevcuttur.
Kasaba sınırlarının batıdan girişinde Savaş denilen yerle, Çukur'un Başı ve Gavur Mezarı denilen yerlerde eski bir yerleşim yeri olduğunu çıkan kalıntılar ispat etmektedir.
Osmanlı döneminden kalma bir kalıntı ise, kasabanın içerisinde "Medrese" diye bilinen ören yeridir. Buradaki medrese, zamanın çevredeki en büyük medresesi olup 350-400 öğrencinin eğitimine cevap verdiği bilinmektedir. Yetişen talebeler molla (mezun hoca) olarak ülkenin dörtbir yanına dağıldığı İl arşivlerinde mevcuttur.

Köyün adının tarihçesi:
Önce, ırmağın yamacı olan tepenin eteğine yerleşerek Bozyamaç ismini almıştır. İçme suyunun uzak dağın eteğinden omuzlarında helkilerle taşınır olması, zamanla sorun olmaya başlamıştır. Kadınların yollarının sık sık eşkıyalarca kesilmesi nedeniyle, ahali tası tabağı topladığı gibi suyun başına taşınarak köy oluvermişler. Köylerinin adını da has (Yörük) ekmeklerinin adına bir harf ekleyerek Bazlamaç’ deyivermişler...
Bazlama ; yuvarlak göçebe ekmeği dir. Mayalı hamurun yuvarlak ve kalın yufka şeklinde açılarak, sac üzerinde pişirilen ve üzerine zeytinyağı yada tereyağı sürülerek lezzetlendirilen ekmektir.
Bu güzel bazlamanın, bişi (sade), kete(içi şekerli, çökelekli), gilik (soğanlı,sebzeli), gatmer (ince yağlı) çeşitleri de vardır.
Bu ekmeğin bir benzeri yağsız olarak bazı yörelerde lavaş veya gözleme olarak geçer ama bazlamanın tadını hiç biri tutmaz. Nedeni ise yöresel yapılış şeklidir.
İşte Bazlamaç adı, Köyde Medrese ulemasının bilgeliği ve ekmeğe olan saygılarından dolayı bir harf ilave ile türemiş isimdir.
Kasabanın bugünkü Bazlamaç adını alması ise, köyün kasabaya terfi etmesinde, zamanın devlet yetkililerince, bu kez adın ortasına bir harf daha ilave edilerek, Bazlamaç’ın biraz daha güncellenmiş halidir.
Bazlambaç halkının sürekli lehçelerini güncelleyerek kendini nasıl geliştirdiğinin bir örneğidir aslında.
Bazlambaç, dağın eteğinde, ırmağın kenarında ve Kümbet ovasının göbeğinde yer alması nedeniyle harikulade yemyeşil bir beldedir. İş için genç yaşta gurbete çıkan Bazlambaçlı, emekli olunca doğruca memleketine koşmuştur. Bu özelliği ile beldeye "Emekliler kasabası" denmesini sağlamıştır.
Bazlambaç beldesi en son nüfus sayımı olan 22 Ekim 2000 yılında 2522 nüfusa sahip olup, bu rakam yıllar öncesinin rakamıdır. Nüfus artışı ile beldeden dışarıya yapılan göç ve ölüm olayı orantılıdır. Son çıkan Yasa gereği kasaba artık çekerek ilçesine bağlı bir belde/köye dönüştürülmüştür. Bilindiği kadarıyla Kasaba Osmanlı döneminden Cumhuriyetin ilk yıllarına kadar dünyanın dört bir tarafına ilim adamı yetiştiren Medresesiyle nam salmıştır. 300-ile 350 arasında (Mollası) talebesi mevcuttur. Çok derin Profosör (Müderrisleri) Hocaları mevcuttur. Merhum Müderris Bekir Efendi, Ömer Efendi, Osman Efendi, Mehmet Efendi, İbrahim Efendi gibi çok büyük zatlar yetişmiştir.
Bazlambaç' ta tahsilini tamamlayan öğrenciler icazetnamelerini (Diploma) Amasya'da imtihana girerek alırlarmış. Medresenin eğitim faaliyetlerinde büyük kalkışı olurken, bölgenin kültürel yükselmesinde de büyük önemi vardır.
Cumhuriyetin ilanı ile Medreselerin kapatılmasıyla artık bu ilim yuvası da sönmüş, son temsilcilerinden Numan Hoca Efendinin 1990 yılında vefatıyla yaşayan ulama da kalmamıştır.
Bazlambaç Medresesi kendi yetiştirdiği ulemalardan ünlü simaları ile nam salmıştır.
İbrahim Hoca da bunlardan birisidir. Bazlambaç Medresesinin en son temsilcilerinden olup, üç yüze varan öğrencisi mevcutmuş. Disiplini ile nam salmıştır. Şimdi dahi saygıyla anılan bu insan 1950 yıllarında vefat etmiştir.
Bir diğer önemli şahsiyette Ömer Efendi'dir. Ömer Efendi hem köyün hem de çevrenin en zenginlerinden olup hatırı sayılır bir kişidir. Çevre köylerin ürününden "öşür" toplama görevi de Ömer Efendiye verilmiş olup, sofrasının açıklığı ile yanında çalışan kırk-elli kişiye bakması ile tam bir ağadır. Kıtlık zamanı fakir halka yiyecek dağıtır, yoksulları gözetirmiş. Bazlambaçlı Ömer Efendi Milli Mücadelede Kuvva-yı Milliyeciler tarafını tutarken, Çayırözü Köyünden aynı isimli şahısta Çapanoğullarını tutarmış. Çayırözlü Ömer Ağa ile karıştırılması sonucu, Milli Kuvvetler yanlışlıkla Bazlambaç’lı Ömer Efendinin evini, konağım yakıp yıkmışlar. Durum sonradan anlaşılınca özür dileyerek köyden ayrılıp, Çayırözlü Ömer Ağayı tutuklamışlar. Ömer Efendi 1940'lı yıllara kadar yaşamıştır.
Baş Müderris Mehmet Efendi: Kasabanın son uleması olan ve 1990 yılında vefat eden Hacı Numan Hoca’nın da babası dır. Kafkasya’dan Bazlambaç Medresesine transfer edilmiştir. Çok derin bilgiliye sahip zeki biri olduğu söylenir. Öyleki Sivas’ta yapılan Müderrisler arası bilgi yarışmasında birinci gelerek büyük takdir toplamıştır.
Baş Müderris Bekir Efendi: Derin Fıkhi bilgilere sahip pratik zekalı biri olarak tanınmıştır. Tüm tartışmaların tek galibi olmasıyla ünlü biridir.
Bu bilgiler özel araştırma ürünüdür,izinsiz veya kaynakgösterilmeden kullanılamaz.
Mehmet BALLI/Yazar Araştırmacı-2007

Not:
Yukarıdaki bilgiler yazarın, uzun araştırmalar sonunda zor ulaştığı ve kıymetli bilgilerdir. Eğer daha detaylı arşiv bilgilerine ulaşan var ise bizimle bilgi paylaşımından memnuniyet duyarız.

 

 

Altın sarısı buğday başakları dümdüz Kümbet Ovasında nazlı gelin gelinin burçakları gibi yelef yelef sallanır..

Efil efilf esen rüzgarın salladığı Kavak ağaçlarının gölgesinde serinleyerek dinlenir, ensesi kıpkırmızı olmuş Ağustosun kavurucu sıcağından Bazlambacın çiftçlireri

 


COĞRAFİ KONUMU
_________________
Kasaba doğu ve güney doğudan yüksek dağlarla çevrilidir. Kuzey ve kuzey batışı ise geniş ve düz bir arazi yapışma sahiptir. Buraya Kümbet Ovası denilir. Kasabanın üç Km kuzeyinden Çekerek Irmağı geçmektedir ki Bazlambaç' ın arazisi motopomplarla bu ırmaktan sulanmaktadır. Kümbet Ovasından Bazlambaç tarafına düşen kısmın toprak yapısı kumludur. Humuslu topraklar daha çok Çekerek Irmağına yakın kesimlerindedir. Bunun sebebi ise dağ eteğinde bulunan Bazlambaç arazisinin sel sürüklemeleri sonucu oluşmasındandır. Kümbet ovasının asıl humuslu geniş bölümü Aydıncık ve Kazankaya arasında kalsa da bu bölgedeki çoğu arazi yine Bazlambaç’ a ait geniş araziler bulunmaktadır.

Bazlambaç, Çekerek ilçesi sınırlarında en ılık yerdir. Karadeniz Bölgesinin iç kesimleri iklim özelliğine sahiptir. Kalıcı kar süresi az olup, güney ve güney batısındaki dağlar aniden yükseldiği için buralarda kar daha fazla kalmaktadır.
Geniş dağlık alana sahip olan Bazlambaç Beldesi meşelik orman bakımından oldukça zengindir, iklimin yumuşak olması ağaç çeşitliliğini artırsa da, hakim unsur meşedir. Bunun yanında çam, kayın, gürgen, düzlük arazide ise söğüt ve kavak ağaçları bulunur. Yağışlar genellikle yağmur şeklinde olup, dağdan gelen kaynak suları oldukça boldur. Bu sular içme suyu ve sulama suyu olarak kullanılır.
Sulanabilir arazinin çokluğu, soğan, her tür sebze bol miktarda üretilmesine imkân sağlamaktadır. Tahıl olarak, buğday, arpanın yanında, mercimek, nohut gibi kuru bakliyat da üretilir. Şeker pancarı da başlıca geçim kaynağıdır. 1970'lere kadar bu bölgede tütün ve haşhaş ekimi de yapılırdı.
Tarım ürünlerinin yanında hayvancılık da yapılır. Otlakların bolluğu burada mera hayvancılığını geliştirmiştir. Yaylalarından çevre köylerin sürü sahipleri de faydalanırlar.
Ticaretini ilçe merkezi ve Aydıncık' la yapan Bazlambaç Beldesinin ekonomik ve sosyal durumu diğer beldelerden daha iyidir.
Okuma yazma oranı oldukça yüksek olup, dışarıda en fazla insan nüfusuna sahip, en çok memuru ve bürokratı olan bir yerdir. Beldede genç nüfus sayışı oldukça azdır. Genç nüfus İstanbul ve Ankara gibi büyük şehirlerde iş bulmuşlardır.
Bu bilgiler izinsiz veya kaynaksız kullanılamaz.
Mehmet BALLI/Yazar Araştırmacı-2007

Göklere şehadet eden Minarelerin gölgesindeki Mercan Camii.
Eski Minare ile yeni mimari yapıdaki kubbelerin buluştuğu şahane bir eser.
Kümbat Ovasına girdiğinizde gözünüzü okşayan manzaranın ilk işareti..

Bir başkadır bizim buraların düğünü.

Üç gün üç gece sürer davulların hoyratında..
Gelin-Damat, Köylü, Misafiri el ele, gönül gönüledir halaylarımız.
Sadıçlarımız vardır omzunda ipek eşarp bağlı, Kız evi naz evidir ya dolup taşar, erkek evi Han dır teşlerle dolar taşaretli yemekli ikramlarla bir bir.
Bayrağımız asılıdır Damdaki üç çatallı direğin bir ucunda soğan, diğerinda elma..


KÜLTÜREL YAPISI

_________________
Bazlambaç Kasabası foklorik yönden oldukça zengin olup, yayla şölenleri, düğün, bayram törenleri oldukça eğlenceli geçer. Koçalan Yayla şenliğinde tüm gurbetteki kasabalıların katılımıyla, çeşitli eğlenceler, yarışmalar düzenlenerek ziyafetler verilir.
Davul-zurna eşkinde düğünler genelde Perşembe akşamı başlayarak. Pazar günü gelin alma töreni ile son bulur. Genç kızlar ve delikanlılar taşta bulgur çekerken çeşitli türküler ve maniler söyleyerek halaylar çekerler. Yöreye has halaylar oldukça çeşitli olup, bazıları; Baş Halay, Orta Hatay, Ağırlama ve üç ayak gibidir. Baş Halay çekilirken kızlar iki gurup oluşturur.
Damadın ve yanında gezdirdiği Sağdıcın sırtına ipek eşarp takılması, düğünün 3 gün 3 gece sürmesi ve gelin inerken evin damına dikilen 3 çataldaki elma, soğan ve bayrağı kapmak için gençlerin yarıştığı farklı bir bir düğündür.

Sosyo Ekonomik Yapısı:

Kasabada yaşan halkın bir kısmını çiftçilikle uğraşarak karnını doyuranlar, diğer kısmını da emekli olarak köyüne dönen maaşlı emeklilerden oluşmaktadır.
Çiftçilikle uğraş daha çok soğan ve şekerpancarı ağırlıklı olarak üretilmektedir.

Bazlambaç medresesinin kapatılmasıyla dışarıya göç başlamış ve gurbete çıkan Bazlambaçlılar her türlü işte çalışarak ayakta durmayı başarmışlardır.
Bu gün bu göç edenler kendileri emekli olarak Kasabalarına dönmeye başlamış bir yandan da büyük fedakarlıklarla okuttuğu çocuklarının meyvesini almaya başlamışlardır.

Kasabanın Belediyelik olmasına rağmen belediyede göreve gelen başkanların yöreye yönelik kalıcı proje üretemeyişlerinden köy görüntüsü hakimdir.

Karadenizi Samsun-Tokat üzerinden İçanadoluya bağlayan dar ama kestirme bir transit yol geçmektedir.
İleriki bir zamanda bu transit yolun tam faaliyete geçmesiyle ekonomik açıdan köye katkısı olacaktır.
Ayrıca Çalın dibi mevkiinde bulunan Mermer yatakları işletmeye açılmıştır. Uzun rezervlere sahip bu mermer işletmeciliğinin yine uzun vadede Bazlambaç’ın ekonomik yapısına katkıda bulunacaktır.
Bu bilgiler izinsiz veya kaynaksız kullanılamaz.
Mehmet BALLI/Yazar Araştırmacı-2007


  YÖRESEL YEMEKLERİMİZ

ZEYTiNYAGLi BAZLAMA:

Mayalı amurun zeytinyağı ile yoğrularak saç üzerinde pişirilmesiyle yapılan küçük, kalın ve lezzetli bir tür yufka ekmeği dir.
Yumusaklığını muhafaza etmesiyle çok sağlıklı ve lezzetli bir çörek-ekmektir.
Bazlamanın , Kete, Gilik, Bişi türleri de vardır.
Ayrica ketenin şekerlisi,Çökeleklisi,Soğanlısı ve Kıymalı gibi çeşitleri vardır..
Yöreye has olan Bazlamanın en güzeli burada yapılır.

TOGAŞi 

Bugday yarması (bulgurun bir boy irisi) 2 saat suda ıslatılır.. Yağı tuzu sogani kavrulduktan sonra bu yumuşayan yarma kavrulur üstüne soguk ayran ilavave edilerek bir 5 dakika durmadan karıştırılır..
Ocaktan inmeden önce çorbanın içine taze nane yaprakları ilave edilir.
Togaşı bir ayran çorbası olduğu için sıcak yendiği gibi sogudugunda  da daha lezzetlidir.

ARABASI

İlk öncelikle bir bütün tavuk haşlanır, ayrı bir yerde un pembe bir hal alana kadar kavrulur, tencereye yağ salça baharatlar (pul biber,karabiber,tuz) ile kavrulur bilahare tavuğun suyu eklener kavrulmuş un sulandirilarak eklenir parçalar haline getirilmiş tavuk parçalari eklenir ve kaynamaya bırakılır. Ayri bir tencerede su kaynatilir bir miktar tuz ilave edilir un elenerek suya karıştirilir muhallebi kivama gelene kadar pişirilir daha sonra tepsilere dökülerek soğumaya birakilir ve hamur çorbaya batirilarak yenir. Ayrica hamur baklava dilimi seklinde kesilip yenir bu yemegimiz kış aylarinin vazgeçilmez lezzetlerindendir.
Bütün hemsehrilerimize afiyetler olsun. 

HÖSMERiM

Güzel Bazlambacımızın damak tadlarindan biride Höşmerim dir.
Höşmerim tere yağı ile yapilan bir yemek türüdür.
Önce Taze tere yagi tavada iyice kizartilir. Sonra içine, önceden hazirlanmis olan ufak ufak ufalanmis yufka ekmekleririni dökerek kavurulur. Bu kavurma ekmek taneleri kıpkırmızı  olana kadar sürekli tahta kaşıkla karıştırılır içine yumurta veya çökelek katilarak dahada lezzetlendirilir.
Sonra tabaklara servis yapılır.. 
Yapimi ve malzemesi çok basit ve kolay olan Hösmerim doyurucu tek basina bir yemek türü dür. Bizim höşmerimimiz yazın yaylalarda yapılır.

HELLE ÇORBASI

Kasabamıza has çorbalardan bir sofra lezzetidir.
Bir yemek tabağı tabak un kavrulur. Bir çaydabağı yeşil mercimek haşlanır ve bir çay tabağı kuşbaşı kavurularak hazırlanır.
Kaynamış suyun içine kaşıkla karıştırırken bir yandanda azar azar un katılır. Daha sonra haşlanmış yeşil mercimek katılır ve en sonda kavrulmuş kuşbaşı katılarak kaynamaya bırakılır. . Ama öyle tek başına değil tahta kaşıkla yarım saat karıştırılarak.Tabi yağını tuzunu da diğer yemekler gibi katılır.
Sonra demeyin lezzetine..

AFİYET OLSUN
Keşkek gibi daha birçok yöresel yemeklerimiz vardır...

 
 


ARAŞTIRMA YÖRESEL FOTOĞRAFLAR


Araştırma makalesi Mehmet Ballı KÜMBET OVASINDA HARMAN OLAN YİĞİTLER
Kümbet Ovasında Harman Olan Yiğitler..
Bazlambaç insanının geçmişi parlak ve cefakardır. Gelin canlar bir olalım, gücümüzün farkına varalım. Dün Bazlambaç Medresesinde ilim adamı yetiştirenlerin torunları, küllerinden yeniden doğdu bugün moern ilimlerle..
Eski Mezepotamya gibi İç Anadolunun Kümbet Ovasıda tarih boyunca bir çok önemli uygarlıklara beşiklik etmiştir. Hititler’den tutunda Romalılara kadar. Sonunda, Çapanoğlu diyarına dönüşünce yöre, bir köklü aile gelip otağ kurmuş Kümbet Ovasının göbeğine.
Çoğalıp çalışmışlar yıllarca,  köy olunca da dikmişler köyün merkezine ilim meşalesini.
Koca bir Medrese kurmuşlar. Nam salmışlar dört bir Osmanlı diyarına.
Akın etmiş alem bir bir Bazlambaç Medresesine. Okudukça okuttukça nam salmış Bazlambaç Medresesi ve Uleması.. Senede 300 ile 350  Ulema yetiştirip mezun eder olmuşlar..
İlim adamlarımız vardı, şimdiki Yukarı Camiinin dibinde medfolunan heybetli mezarlarının başındaki yeşil sarıklı Ulemalar. Baş Müderris Bekir efendi, yardımcısı Baş Müderris Mehmet Efendi, Mustafa efendi, İbrahim Hoca Efendi, Osman Efendi, zamana kök salmış Profesörler. Baş Müderris Bekir Efendi: Derin Fıkhi bilgilere sahip pratik zekalı biri olarak tanınmıştır. Bir gün Köy Odasında itikatı zayıf olan biri ile bir tartışmaya tutuşurlar. Kişi sorar; ‘Ya Bekir Hoca efendi  kıl kıl bitmiyor bu namaz, ya bahsettiğiniz Allah yoksa (haşa), cehennem yoksa siz boşuna yatıp yatıp kalkmıyor musunuz?’ Bekir Efendi pat diye yapıştırır lafı ‘evet senin dediğin gibiyse biz günde 5 kez elimizi yüzümüzü yıkayarak spor yapmış oluruz, amma ya gerçekten o Allah varsa?’ (Nice olur senin bu halin)Baş Müderris Mehmet Efendi. Medresenin 2. Baş Müderrisidir. Kasfkasya’dan gelmiştir. Zeki ve ilim erbablılığı ile meşhurdur. Sivas’ta yapılan ulemalar arası bilgi yarışmasında birinci gelerek ün yapmış bir şahsiyettir. 3 hoca oğlundan Arif ve Mahmut Hocalar genç yaşta, Hacı Numan Hocada 1990 yılında vefat eden derin ilim sahibi ulemalardandır ve Mehmet Ballı (bendeniz) 3. evladıdır. Mahmut Hocanın torunları da bugün Öğretim Görevlisi olarak ilmi görev yapmaktadırlar.Cömert mi cömert bir Ömer Efendi vardır. Bazlambaç’ta ki harikulade konağında 45-50 kişilik hizmetli ile herkesin her türden ihtiyacına cevap veren bir Efendi ağa dır. Merkezi yönetim adına tüm bölgenin vergisini (öşür)  O toplardı..
Osman Efendi teyyare lakabı ile esprili, İbram Hoca çok ciddi sert mizaçlı, Mustafa Hoca ise Mulayim mizaçlı,  gibi her biri kıymetli birer ilim cevherleri olarak görev yapmış, nam salmış gururumuz olmuşlardır.Cumhuriyetin İlanı ve ardından çıkan devrim yasaları ile bu medrese kapanır. Ulema kendi kabuğuna çekilir. Büyük Zadlar bir bir göçüp giderler bu dünyadan. Geride onların yetiştirdiği 3-5 Alim insan kalır. Bunlarda, yıkılmış medresenin  bir bir yok olan tuğlalarına inat,  ayakta kalabildiğince, ömürlerinin sonuna kadar öğrendiklerini köylüye okutmaya öğretmeye devam ederler.
Bugün bunlardan Ali Hoca Efendi, Mustafa Hoca Efendi ve Muallim Hasan Hoca son kuşak olarak zamana direnmektedirler.
Medresesinin kapanması Bazlambaçlıyı çok etkiler. Çünkü ilim tahsili ile meşgul olan bu insanlar ve ahali çok geniş araziye sahip olmasına rağmen, yıllarca tarıma ve hayvancılığa pek önem vermemişlerdir. İşte bu zaman çerçevesinde büyük sıkıntılar başlar. Köyün kasabaya terfi etmesine rağmen karnını doyuramaz hale gelirler.
Başlarlar yine ilim merkezlerine göç etmeye. Ülkenin dörtbir yanına hatta dünyaya açılırlar. Sesiz sedasızca yıllarca çalışır didinirler. Ama bir ayakları da memleketlerindedir. Kopamazlar. Çünkü onlar okumuş insanların evlatlarıdırlar. Sılayı rahmi iyi bilirler.
Kasaba bir taraftan göç vererek kan kaybederken, diğer taraftan kasaba dışına göç edenler çocuklarını da okutmayı ihmal etmezler. Bu okuyan gençlik, farkında olmadıkları bir gücü barındırır aslında.. İşte bu gizli güc yakın zamanda olmasa da orta ve uzun vadede ortaya çıkarak uygun zaman ve zeminde harekete geçerek Bazlambaç’ın yarınlarını aydınlatacaktır...Kasabamız, ülkemizin nadide köşelerindendir. Yozgat’ımızın da gururu olan en çoklarına sahip bir beldedir.
Bazlambaç toprakları Yozgat’ın en büyük arazisine, en sık ve geniş ormanına sahiptir. Yemyeşil ormanın ortasında harika iki yaylası vardır.
Ankara-Samsun büyük transit otoyolu üzerine olan Kasabanın yer altı kaynakları yönünden de çok zengindir..
Bazlambaç’ımızın geniş coğrafi yapısına, derin köklü tarihi kültürüne paralel olarak, bugün eğitimi en yüksek düzeydedir.
İl genelinde, okuma yazma oranı en yüksek, en çok memur yetiştiren, en çok ilim adamı olan, en çok emeklisi olan tek beldedir...
Her ne kadar günümüz şartlarında kasaba nüfusunun azlığı nedeniyle köye dönüştürülüyor olsada bu karamsarlığın ufkumuzu karartması söz konusu değildir. Çünkü yarınlar, bizlerin omuzlarında yükselecektir. Güzel olansa artık sorgulayan bir toplum haline gelme sorumluluğu ve bilinçliliğidir.
Elimizdeki verilerden yola çıkarak, mevcut imkanlar yerli yerinde değerlendirildiği takdirde, yarınların olası doğal gelişim projeleri bakınız nasıl parıldayacak;
Yeni keşfedilen yüksek rezervli Mermer yatakları işletmeciliği zamanla Fabrikasyona dönecektir.
Kömür madeni yatakları yakın zamanda işletmeye açılacak olması uzun vadede bölgeyi hareketlendirecektir.
Köyün altından geçen Büyük Transit Otoyol üzerinde kurulacak sosyal tesisler yöreye canlılık katacaktır.
En önemlisi de hasretle beklediğimiz birliğimizdir. Değişik kollarda kurulacak Vakıf ve Dernek gibi sivil toplum örgütlerinin düzenleyeceği şenlik ve organizasyonlar kaynaşma sağlanacaktır. Birleşerek kazandığımız güçle dirilişimiz perçinleşecek dolayısıyla da  hep şikayet ettiğimiz geri kalmışlığımızın Bazlambacının kaderi değişecektir.
Vakıf ve derneklerin Bazlambaç’ta inşa edilecekleri yatılı sosyal tesislerle, modern dünyanın eğitim sistemi getirilerektir. Yeniden, eski Bazlambaç ilim yuvası merkeziliği ihya edilerek, yarınların  Bazlambaç’ına ışık tutacaktır..
Köye dönen emeklilerimiz zamanla köy yönetimine müdahil olacaklar, şehrin verdiği Mimari yapıdan tutun da  her türden kazanımlarını ve tecrübelerini kasabaya uyarlayacaklardır.
10 bini aşkın kayıtlı nüfusa sahip Bazlambaçlıların çocuklarının % 90’ı okumuş ve yetişmiş insandır. Öğretmenlerimiz, Mühendisler, Doktorlar ve Öğretim görevlilerimiz ve birçok meslekten yetişmiş insanlarımız yarınlarımızın teminatlarıdırlar, bu insanlar mutlaka Bazlambaca katkı sağlayacaklardır...
Bunlar hayal değildir. Daha birçok anlatamadıklarımda yarınların uygulanabilir memleketimizin kalkınmasına yönelik projeleridir.
Bizim geçmişimiz çok itibarlı idi. Dünkü yıkılan çınarların köklerinden bugün daha da gür yüzlerce çınarcıklar yetişmiştir. Okumamış gençlerimizin işsiz olanı, aşsız olanı vardır elbette, ama hepside onurlu karakterli ve çalışkan azimli insanlardır.
Emin olunuz ki her Bazlambaçlı memleket hasretiyle yanmaktadır ve yarınların muhteşem Bazlambacını inşa edecek potansiyeldedir.. Yeter ki biri birimize sevip sayalım, sahip çıkarak birlik olalım, birlikte güzel şeyleri düşünüp tartışalım.
Şimdiden bu heyecanı yaşamaya, çocuklarınıza güvenmeye davet ediyorum.
Ne mutlu bu şuura erişe bilen Bazlambaçlılara..
Saygı, Sevgi ve Muhabbetle selamlıyorum tüm hemşehrilerimi.
Mehmet BALLI/ Yazar Araştırmacı-2008