
Bir zamanlar Dünyaya Ulema yetiştiren, Bazlambaç Medresesinin Baş Müderrislerinin Yukarı Camii dibindeki Mezarları.
Başka bir memlekette olsa çar çabut bağlanırdı etraflarına, ama bu Alimler sade bir görünüşle medfolmuşlardır. Ruhları Şad olsun

Köyümüzde
Günün sabahından Akşamına kadar 3-5 kadınımızın birleşerek Tandırdamında deste deste yaptığı Yufka ekmeğimizi tam bir ay yeriz. Hemde taze taze..
sert bir kağnı tekerleği büyüklüğündeki ekmekten ihtiyacımız kadar olanı hafifçe elle su sepelenerek sofra bezi içerisinde 10-15 dakika bekletilir. Sonra pamuk gibi olan ekmeğimiz 4 köşeli kitap şeklinde katlanarak 3-5 gün afiyetle yenir.
Bizim çocukluğumuz böyle doğal ekmekleri yiyerek geçti.

Birzamanlar bulgurlar buğdaylar değirmenyerine bu Dibek taşlarında dövüle dövüle ezilirdi.
Kimbilir ne zahmetle oyularak yapılan bir insan boyundaki içi derin oyuk taşın içerisine buğday doldurulur, tahtadan yapılmış büyük çekiçlerle iki kişi döverdi. öyle dövüşki durmadan biri bir ardına çekicin biri iner diğer aynı ahenk içerisinde kalkardı. bakmakta gıpta ederdiniz o iniş kalkış resitaline.
Yada çekicin bir değişik hali eşeğe bağlanır eşek saatlerce o taşın etrafını dönerde dönerdi.
İşte bizim eskiden bulgurlarımız böyle yapılırdı biz çocukken ,makina icad edilmeden önce.
İn Kayası Henüz daha keşfedilmemiş doğal mı yoksa yapmamı oldu belli olmayan yabani hayvanların barındığı mağaralar.

İri iri dir Bazlambacın Soğanları.
Irmağın eteğinde, Kümbat Ovasının göbeğinde Tonlarca üretilir. Ama gel görki alın terini kurutmaz. __________________________________
YÖRESEL HAYVANLAR



|
BAZLAMBAÇ’IN TARİHİ
(Bazlambaç / Çekerek/ Yozgat)
___________________________________
Bazlambaç, Yozgat ilimizin Çekerek ilçesine bağlı şirin bir kasabadır. Çorum ilinin Alaca ilçesi ile Tokat ilinin Zile yolu üzerinde, Çekerek Irmağının kenarında kurulmuş, meşhur Kümbet Ovasının tam göbeğinde yer alır.
Bazlambaç, Osmanlı döneminde yılda 300- 350 Molla yetiştiren Bazlambaç Medresesi ile ünlüdür. Bugün ise Yozgat’ımızın en çok dışarı göç veren, eğitimi oranı en yüksek olan ve 4 öğretim görevlisi ile en çok memur yetiştiren bir beldedir. Yine İl genelinde en geniş arazisine, en büyük ormanına sahip ve bu orman içerisinde yer alan iki güzel harika yaylası bulunan şirin bir Anadolu beldesidir. Meşhur Kümbet Ovası nın 2/3 ü Bazalmbaç arazisidir ve BuIrmağın Irmaktan beslenen Kümbet ovası arazisinde Türkiye’nin en iri, en kaliteli, en bol Soğanı ve Şeker pancarı bu yörede yetiştirilir.
Tarih boyunca uygarlıkların deniz yada ırmak boyunda yerleşerek şehirleştikleri bilinmektedir.
Çekerek ırmağının beslediği Kümbet Ovası, hem siyasi hem de coğrafi konumu nedeniyle stratejik bir yerleşim yeri olduğu için bir çok uygarlığın yerleşim yeri olmuştur.
Sırası ile bu bölgede, M.Ö. 1200’lere kadar Hititler yaşamıştır. Ardından uzun bir süre Frigler ve sonra da Persler M.S.395 ‘e kadar hüküm sürmüşlerdir.
1095’te Selçuklu Sultanı Melik Şah’ın şimdiki Tokat Niksar’ı başkent yapmasıyla bu bölge artık Türk hâkimiyetine girmiştir.
Sonraki tarihlerde ise sırasıyla Danişmendoğulları, Moğol istilası ve İlhanlı Devletinin ardından, 1352 yılında Sivas Merkezli Kadı Burhanettin’ in kurduğu devletin egemenliği hüküm sürmüştür. Osman beyin 1398’de Sivas’ı almasından Cumhuriyet dönemine kadar Osmanlı imparatorluğu hakimiyetinde kalmıştır.
Nihayet 1700’lı yıllarında Yozgat’a Çapanoğlu sülalesinin yerleşmesiyle bu bölgenin hakimiyetini artık Çapanoğlu beyliği idare eder duruma gelmiştir. Çapanoğlu devlet kurmamıştır ama Osmanlı sarayı ile kurduğu yakın ilişki nedeniyle bu bölgede, Cumhuriyete kadar bir derebeylik gibi hüküm sürmüştür.
Dolayısıyla da Bazlambaç ve bu bu bölgede yaşayan halk, hep yukarıdaki kronolojik tarihi sıralamada yer alan Tokat eksenli hükümetlerin egemenliğinde kalmıştır. Bazlambaç halkı da Çapanoğlu ailesi gibi eş değer zamanlı olarak bu bölgeye gelmiştir.
Erzurum üzerinden gelerek önce ırmağın üzerine yerleşik düzen kuran Bazlamaçlı , bir süre sonra da eşkıyaların zulmünden korunmak için bugünkü yerine taşınan bir Türkmen Sülalesidir.
Yukarıdaki tarihi bilgilere ulaşmadaki ana kaynak, Çorum Ortaköy 2006-2007 kazı çalışmalarında çıkan Kümbet Ovasıda dahil bölgeye ait tarihi kalıntıların incelenmesiyle ortaya çıkmıştır.
Ayrıca Bazlambaç sınırları içerisinde bulunan Ok başlıkları, mermer sütunlar, çanak ve çömlekler yukarıdaki tarihi geçmişini doğrular niteliktedir.
Çekerek Irmağı ve Zile- Alaca ticaret yolu üzerinde olması buranın önemli merkez olduğunu göstermektedir. Bazlambaç gerek Osmanlının son dönemi, gerekse Cumhuriyetin ilk dönemlerinde hareketli bir yerdir.
Çevrede bulunan ören yerleri ve kalıntılar: Kasabanın güney doğusunda, yaklaşık 56 Km uzaklıkta bulunan Güllüderesi, Yatırkavak, Goçalan denilen bölgelerinin çok eskiden yerleşim yeri olarak kullanıldığı buluntulardan anlaşılmaktadır. Goçalan ve Güllü Deresi bugün yayla olarak hala kullanılmaktadır. Buralardaki mezarlardan ve örenlerden yapma taşlar, şişe ve madeni paralar bulunmuştur.
Yine kasabanın kuzey doğusunda 2 Km uzaklıktaki mevkiiye Kilise adı verilmektedir. Adı geçen yerde mermer başlıklar ve taş sütunlar bulunmuştur. Kilise mevkiinin biraz kuzey batısında Arımın başı denilen yerde eski devirlerden kalma mezarlıklar bulunmaktadır.
Burada bulunan mezarlıklardan zaman zaman çeşitli madeni ev eşyaları, çanak çömlekler, kesme taşlar, vazolar ve paralar çıkmaktadır.
Kasabanın batısında bulunan bir başka yer de Kiremitlik mevkiidir. Yukarıda zikredilen buluntular burada da mevcuttur.
Kasaba sınırlarının batıdan girişinde Savaş denilen yerle, Çukur'un Başı ve Gavur Mezarı denilen yerlerde eski bir yerleşim yeri olduğunu çıkan kalıntılar ispat etmektedir.
Osmanlı döneminden kalma bir kalıntı ise, kasabanın içerisinde "Medrese" diye bilinen ören yeridir. Buradaki medrese, zamanın çevredeki en büyük medresesi olup 350-400 öğrencinin eğitimine cevap verdiği bilinmektedir. Yetişen talebeler Molla olarak ülkenin dörtbir yanına dağıldığı İl arşivlerinde mevcuttur.
Köyün adının tarihçesi:
Önce, ırmağın yamacı olan tepenin eteğine yerleşerek Bozyamaç ismini almıştır. İçme suyunun uzak dağın eteğinden omuzlarında helkilerle taşınır olması, zamanla sorun olmaya başlamıştır. Kadınların yollarının sık sık eşkıyalarca kesilmesi nedeniyle, Ahali tası tarağı topladığı gibi suyun başına taşınarak köy oluvermişler. Köylerinin adını da has (Yörük) ekmeklerinin adına bir harf ekleyerek Bazlamaç’ deyivermişler...
Bazlama ; yuvarlak göçebe ekmeği dir. Mayalı hamurun yuvarlak ve kalın yufka şeklinde açılarak, sac üzerinde pişirilen ve üzerine zeytinyağı yada tereyağı sürülerek lezzetlendirilen ekmektir.
Bu güzel bazlamanın, bişi (sade), kete(içi şekerli, çökelekli), gilik (soğanlı,sebzeli), gatmer (ince yağlı) çeşitleri de vardır.
Bu ekmeğin bir benzeri yağsız olarak bazı yörelerde lavaş veya gözleme olarak geçer ama bazlamanın tadını hiç biri tutmaz. Nedeni ise yöresel yapılış şeklidir.
İşte Bazlamaç adı, Köyde Medrese ulemasının bilgeliği ve ekmeğe olan saygılarından dolayı bir harf ilave ile türemiş isimdir.
Kasabanın bugünkü Bazlamaç adını alması ise, Köyün kasabaya terfi etmesinde, zamanın Devlet yetkililerince, bu kez adın ortasına bir harf daha ilave edilerek, Bazlamaç’ın biraz daha güncellenmiş halidir.
Bazlambaç halkının sürekli lehçelerini güncelleyerek kendini nasıl geliştirdiğinin bir örneğidir aslında.
Bazlambaç, dağın eteğinde, ırmağın kenarında ve Kümbet ovasının göbeğinde yer alması nedeniyle harikulade yemyeşil bir beldedir. İş için genç yaşta gurbete çıkan Bazlambaçlı, emekli olunca doğruca memleketine koşmuştur. Bu özelliği ile beldeye "Emekliler kasabası" denmesini sağlamıştır.
Bazlambaç Beldesi en son nüfus sayımı olan 22 Ekim 2000 yılında 2522 nüfusa sahip olup, bu rakam yıllar öncesinin rakamıdır. Nüfus artışı ile beldeden dışarıya yapılan göç ve ölüm olayı orantılıdır. Son çıkan Yasa gereği Kasaba artık Köye dönüştürülmüştür.Bilindiği kadarıyla Kasaba Osmanlı döneminden Cumhuriyetin ilk yıllarına kadar Dünyanın dört bir tarafına İlim adamı yetiştiren Medresesiyle nam salmıştır. 300-ile 350 arasında (Mollası) talebesi mevcuttur. Çok derin Profosör (Müderrisleri) Hocaları mevcuttur. Merhum Müderris Bekir Efendi, Ömer Efendi, Osman Efendi, Mehmet Efendi, İbrahim Efendi gibi çok büyük zatlar yetişmiştir.
Bazlambaç' ta tahsilini tamamlayan öğrenciler icazetnamelerini (Diploma) Amasya'da imtihana girerek alırlarmış. Medresenin eğitim faaliyetlerinde büyük kalkışı olurken, bölgenin kültürel yükselmesinde de büyük önemi vardır.
Cumhuriyetin ilanı ile Medreselerin kapatılmasıyla artık bu ilim yuvası da sönmüş, son temsilcilerinden Numan Hoca Efendinin 1990 yılında vefatıyla yaşayan ulama da kalmamıştır.
Bazlambaç Medresesi kendi yetiştirdiği Ulemalardan ünlü simaları ile nam salmıştır.
İbrahim Hoca da bunlardan birisidir. Bazlambaç Medresesinin en son temsilcilerinden olup, üç yüze varan öğrencisi mevcutmuş. Disiplini ile nam salmıştır. Şimdi dahi saygıyla anılan bu insan 1950 yıllarında vefat etmiştir.
Bir diğer önemli şahsiyette Ömer Efendi'dir. Ömer Efendi hem köyün hem de çevrenin en zenginlerinden olup hatırı sayılır bir kişidir. Çevre köylerin ürününden "öşür" toplama görevi de Ömer Efendiye verilmiş olup, sofrasının açıklığı ile yanında çalışan kırk-elli kişiye bakması ile tam bir ağadır. Kıtlık zamanı fakir halka yiyecek dağıtır, yoksulları gözetirmiş. Bazlambaçlı Ömer Efendi Milli Mücadelede Kuvva-yı Milliyeciler tarafını tutarken, Çayırözü Köyünden aynı isimli şahısta Çapanoğullarını tutarmış. Çayırözlü Ömer Ağa ile karıştırılması sonucu, Milli Kuvvetler yanlışlıkla Bazlambaç’lı Ömer Efendinin evini, konağım yakıp yıkmışlar. Durum sonradan anlaşılınca özür dileyerek köyden ayrılıp, Çayırözlü Ömer Ağayı tutuklamışlar. Ömer Efendi 1940'lı yıllara kadar yaşamıştır.
Baş Müderris Mehmet Efendidir. Kasabanın son uleması olan ve 1990 yılında vefat eden Hacı Numan Hoca’nın da babası dır. Kafkasya’dan Bazlambaç Medresesine transfer edilmiştir. Çok derin bilgiliye sahip zeki biri olduğu söylenir. Öyleki Sivas’ta yapılan Müderrisler arası bilgi yarışmasında birinci gelerek büyük takdir toplamıştır.
Baş Müderris Bekir Efendi: Derin Fıkhi bilgilere sahip pratik zekalı biri olarak tanınmıştır. Tüm tartışmaların tek galibi olmasıyla ünlü biridir.
Bu bilgiler özel araştırma ürünüdür,izinsiz veya kaynakgösterilmeden kullanılamaz. Mehmet BALLI/Araştırmacı-2007
Not:
Yukarıdaki bilgiler benim emek sarfederek, uzun araştırmalar sonunda bulabildiğim bilgilerin yorumudur. Eğer daha detaylı arşiv bilgilerine ulaşan var ise paylaşırsa bizde bilgilerimizi günceleleriz.
Aksi halde kimi kıskanç insanlar için 'vebali' hatırlatmak isterim.

|

Altın sarısı buğday başakları dümdüz Kümbet Ovasında nazlı gelin gelinin burçakları gibi yelef yelef sallanır..
Efil efilf esen rüzgarın salladığı Kavak ağaçlarının gölgesinde serinleyerek dinlenir, ensesi kıpkırmızı olmuş Ağustosun kavurucu sıcağından Bazlambacın çiftçlireri

|
COĞRAFİ KONUMU
_________________
Kasaba doğu ve güney doğudan yüksek dağlarla çevrilidir. Kuzey ve kuzey batışı ise geniş ve düz bir arazi yapışma sahiptir. Buraya Kümbet Ovası denilir. Kasabanın üç Km kuzeyinden Çekerek Irmağı geçmektedir ki Bazlambaç' ın arazisi motopomplarla bu ırmaktan sulanmaktadır. Kümbet Ovasından Bazlambaç tarafına düşen kısmın toprak yapısı kumludur. Humuslu topraklar daha çok Çekerek Irmağına yakın kesimlerindedir. Bunun sebebi ise dağ eteğinde bulunan Bazlambaç arazisinin sel sürüklemeleri sonucu oluşmasındandır. Kümbet ovasının asıl humuslu geniş bölümü Aydıncık ve Kazankaya arasında kalsa da bu bölgedeki çoğu arazi yine Bazlambaç’ a ait geniş araziler bulunmaktadır.
Bazlambaç, Çekerek ilçesi sınırlarında en ılık yerdir. Karadeniz Bölgesinin iç kesimleri iklim özelliğine sahiptir. Kalıcı kar süresi az olup, güney ve güney batısındaki dağlar aniden yükseldiği için buralarda kar daha fazla kalmaktadır.
Geniş dağlık alana sahip olan Bazlambaç Beldesi meşelik orman bakımından oldukça zengindir, iklimin yumuşak olması ağaç çeşitliliğini artırsa da, hakim unsur meşedir. Bunun yanında çam, kayın, gürgen, düzlük arazide ise söğüt ve kavak ağaçları bulunur. Yağışlar genellikle yağmur şeklinde olup, dağdan gelen kaynak suları oldukça boldur. Bu sular içme suyu ve sulama suyu olarak kullanılır.
Sulanabilir arazinin çokluğu, soğan, her tür sebze bol miktarda üretilmesine imkân sağlamaktadır. Tahıl olarak, buğday, arpanın yanında, mercimek, nohut gibi kuru bakliyat da üretilir. Şeker pancarı da başlıca geçim kaynağıdır. 1970'lere kadar bu bölgede tütün ve haşhaş ekimi de yapılırdı.
Tarım ürünlerinin yanında hayvancılık da yapılır. Otlakların bolluğu burada mera hayvancılığını geliştirmiştir. Yaylalarından çevre köylerin sürü sahipleri de faydalanırlar.
Ticaretini ilçe merkezi ve Aydıncık' la yapan Bazlambaç Beldesinin ekonomik ve sosyal durumu diğer beldelerden daha iyidir.
Okuma yazma oranı oldukça yüksek olup, dışarıda en fazla insan nüfusuna sahip, en çok memuru ve bürokratı olan bir yerdir. Beldede genç nüfus sayışı oldukça azdır. Genç nüfus İstanbul ve Ankara gibi büyük şehirlerde iş bulmuşlardır.
Bu bilgiler izinsiz veya kaynaksız kullanılamaz.
Mehmet BALLI/Araştırmacı-2007 |

Göklere şehadet eden Minarelerin gölgesindeki Mercan Camii.
Eski Minare ile yeni mimari yapıdaki kubbelerin buluştuğu şahane bir eser.
Kümbat Ovasına girdiğinizde gözünüzü okşayan manzaranın ilk işareti..

Bir başkadır bizim buraların düğünü.
Üç gün üç gece sürer davulların hoyratında..
Gelin-Damat, Köylü, Misafiri el ele, gönül gönüledir halaylarımız.
Sadıçlarımız vardır omzunda ipek eşarp bağlı, Kız evi naz evidir ya dolup taşar, erkek evi Han dır teşlerle dolar taşaretli yemekli ikramlarla bir bir.
Bayrağımız asılıdır Damdaki üç çatallı direğin bir ucunda soğan, diğerinda elma.. |
KÜLTÜREL YAPISI
_________________
Bazlambaç Kasabası foklorik yönden oldukça zengin olup, yayla şölenleri, düğün, bayram törenleri oldukça eğlenceli geçer. Koçalan Yayla şenliğinde tüm gurbetteki kasabalıların katılımıyla, çeşitli eğlenceler, yarışmalar düzenlenerek ziyafetler verilir.
Davul-zurna eşkinde düğünler genelde Perşembe akşamı başlayarak. Pazar günü gelin alma töreni ile son bulur. Genç kızlar ve delikanlılar taşta bulgur çekerken çeşitli türküler ve maniler söyleyerek halaylar çekerler. Yöreye has halaylar oldukça çeşitli olup, bazıları; Baş Halay, Orta Hatay, Ağırlama ve üç ayak gibidir. Baş Halay çekilirken kızlar iki gurup oluşturur.
Damadın ve yanında gezdirdiği Sağdıcın sırtına ipek eşarp takılması, düğünün 3 gün 3 gece sürmesi ve gelin inerken evin damına dikilen 3 çataldaki elma, soğan ve bayrağı kapmak için gençlerin yarıştığı farklı bir bir düğündür.
Sosyo Ekonomik Yapısı:
Kasabada yaşan halkın bir kısmını çiftçilikle uğraşarak karnını doyuranlar, diğer kısmını da emekli olarak köyüne dönen maaşlı emeklilerden oluşmaktadır.
Çiftçilikle uğraş daha çok soğan ve şekerpancarı ağırlıklı olarak üretilmektedir.
Bazlambaç medresesinin kapatılmasıyla dışarıya göç başlamış ve gurbete çıkan Bazlambaçlılar her türlü işte çalışarak ayakta durmayı başarmışlardır.
Bu gün bu göç edenler kendileri emekli olarak Kasabalarına dönmeye başlamış bir yandan da büyük fedakarlıklarla okuttuğu çocuklarının meyvesini almaya başlamışlardır.
Kasabanın Belediyelik olmasına rağmen belediyede göreve gelen başkanların yöreye yönelik kalıcı proje üretemeyişlerinden köy görüntüsü hakimdir.
Karadenizi Samsun-Tokat üzerinden İçanadoluya bağlayan dar ama kestirme bir transit yol geçmektedir.
İleriki bir zamanda bu transit yolun tam faaliyete geçmesiyle ekonomik açıdan köye katkısı olacaktır.
Ayrıca Çalın dibi mevkiinde bulunan Mermer yatakları işletmeye açılmıştır. Uzun rezervlere sahip bu mermer işletmeciliğinin yine uzun vadede Bazlambaç’ın ekonomik yapısına katkıda bulunacaktır.
Bu bilgiler izinsiz veya kaynaksız kullanılamaz.
Mehmet BALLI/Araştırmacı-2007 |