ANASAYFA
BAZLAMBAÇ Tarihi, Kültürü ve Coğrafi Konumu

MASALLARDAKİ O KÖY

Anadolunun tam göbeğinde yer alan tarihi bir belde......
Bazlambaç Yozgat ilimizin Çekerek ilçesine bağlı şirin bir köydür. Cumhuriyetimizin ilk yıllarında kurulan kasabalardan biri olmasına rağmen, sürekli gurbete göç vermesi nedeniyle 2012 yılında, yeniden düzenlenen 'Köy Kanunu' ile kasabalıktan düşürülmüştür.
Çorum Alaca ile Zile Tokat yolu üzerinde, Çekerek ırmağının kenarında, meşhur Kümbet Ovası'nın tam göbeğinde yer alır.
Bazlambaç, Osmanlı döneminde yılda 300-350 Molla yetiştiren Bazlambaç Medresesi ile ünlüdür. Bugün ise Yozgat’ımızın en çok dışarı göç veren, eğitimi oranı en yüksek ve 4 den fazla öğretim görevlisiyle , en çok memur yetiştiren, en geniş arazisine sahip ve en büyük ormanıyla, 2 güzel yaylaya sahip Anadolu'nun cennet köşelerinden bir yerdir.
Türkiye’nin en iri, en kaliteli, en bol soğan ve şekerpancarı bu yörede yetiştirilir.

Bazlama ; yuvarlak göçebe ekmeği dir. Mayalı hamurun yuvarlak ve kalın yufka şeklinde  açılarak, sac üzerinde pişirilen ve üzerine zeytinyağı  ya da tereyağı sürülerek lezzetlendirilen ekmektir.
Bu güzel bazlamanın, bişi (sade), kete(içi şekerli,çökelekli), gilik (soğanlı,sebzeli), gatmer (ince yağlı) çeşitleri de vardır.
Bazlamaç; bazlamadan türetilen yöresel bir şive olup köy kurulurken verilmiş köy ismidir. Köyde Medrese ulemasının bilgeliği ve ekmeğe olan saygılarından dolayı bir harf (ç) ilave ile türemiş isimdir.
Bazlambaç; ise köyün kasabaya terfi etmesi sırasında devlet makamlarınca verilen addır. Yani Bazlamaç’ın biraz daha güncellenmiş halidir.
Dolayısıyla Bazlambaç halkının, lehçelerini sürekli güncelleyerek kendini nasıl geliştirdiğinin bir örneğidir aslında.




Bir zamanlar Dünyaya Ulema yetiştiren, Bazlambaç Medresesinin Baş Müderrislerinin Yukarı Camii dibindeki Mezarları.
Başka bir memlekette olsa çar çabut bağlanırdı etraflarına, ama bu Alimler sade bir görünüşle medfolmuşlardır. Ruhları Şad olsun


Köyümüzde
Günün sabahından Akşamına kadar 3-5 kadınımızın birleşerek Tandırdamında deste deste yaptığı Yufka ekmeğimizi tam bir ay yeriz. Hemde taze taze..
sert bir kağnı tekerleği büyüklüğündeki ekmekten ihtiyacımız kadar olanı hafifçe elle su sepelenerek sofra bezi içerisinde 10-15 dakika bekletilir. Sonra pamuk gibi olan ekmeğimiz 4 köşeli kitap şeklinde katlanarak 3-5 gün afiyetle yenir.
Bizim çocukluğumuz böyle doğal ekmekleri yiyerek geçti.

Birzamanlar bulgurlar buğdaylar değirmenyerine bu Dibek taşlarında dövüle dövüle ezilirdi.
Kimbilir ne zahmetle oyularak yapılan bir insan boyundaki içi derin oyuk taşın içerisine buğday doldurulur, tahtadan yapılmış büyük çekiçlerle iki kişi döverdi. öyle dövüşki durmadan biri bir ardına çekicin biri iner diğer aynı ahenk içerisinde kalkardı. bakmakta gıpta ederdiniz o iniş kalkış resitaline.
Yada çekicin bir değişik hali eşeğe bağlanır eşek saatlerce o taşın etrafını dönerde dönerdi.

İşte bizim eskiden bulgurlarımız böyle yapılırdı biz çocukken ,makina icad edilmeden önce.

İn Kayası Henüz daha keşfedilmemiş doğal mı yoksa yapmamı oldu belli olmayan yabani hayvanların barındığı mağaralar.

İri iri dir Bazlambacın Soğanları.
Irmağın eteğinde, Kümbat Ovasının göbeğinde Tonlarca üretilir. Ama gel görki alın terini kurutmaz. __________________________________

YÖRESEL HAYVANLAR

BAZLAMBAǒIN TARİHİ
(Bazlambaç / Çekerek/ Yozgat)

Bazlambaç, Yozgat ilimizin Çekerek ilçesine bağlı şirin bir köydür. Çorum ilinin Alaca ilçesi ile Tokat İli'nin Zile yolu üzerinde, Çekerek Irmağı'nın kenarında kurulmuş, meşhur Kümbet Ovası'nın tam göbeğinde yer alır.

Bazlambaç, Osmanlı döneminde yılda 300-350 Molla yetiştiren Bazlambaç Medresesi ile ünlüdür. Bugün ise Yozgat’ımızın en çok dışarı göç veren, eğitimi oranı en yüksek olan ve 4 den fazla öğretim görevlisi ile en çok memur yetiştiren bir beldesidir. Yine il genelinde en geniş arazisine, en büyük ormanına sahip ve bu orman içerisinde yer alan iki güzel yaylasıyla şirin bir Anadolu köyüydü. Bazalmbaç arazisi içinde yer alan ve Çekerek Irmağı'ndan beslenen meşhur Kümbet Ovası'ında Türkiye’nin en iri, en kaliteli, en bol soğanı ve şekerpancarı yetiştirilir.
Tarihçilerden öğrendiğimize göre;
Tarih boyunca uygarlıkların deniz ya da ırmak boyunda yerleşerek şehirleştikleri bilinmektedir.
Çekerek Irmağı'nın beslediği Kümbet Ovası'da, hem siyasi hem de coğrafi konumu nedeniyle stratejik bir yerleşim yeri olduğu için birçok uygarlığın yerleşim yeri olmuştur.
Sırası ile bu bölgede, M.Ö. 1200’lere kadar Hititler yaşamıştır. Ardından uzun bir süre Frigler ve sonra da Persler M.S.395 ‘e kadar hüküm sürmüşlerdir.
1095’te Selçuklu Sultanı Melik Şah’ın şimdiki Tokat Niksar’ı başkent yapmasıyla bu bölge artık Türk hâkimiyetine girmiştir.
Sonraki tarihlerde ise sırasıyla Danişmendoğulları, Moğol istilası ve İlhanlı Devleti'nin ardından, 1352 yılında Sivas Merkezli Kadı Burhanettin’ in kurduğu devletin egemenliği hüküm sürmüştür. Osman beyin 1398’de Sivas’ı almasından Cumhuriyet dönemine kadar Osmanlı imparatorluğu hakimiyetinde kalmıştır.
Nihayet 1700’lı yıllarında Yozgat’a Çapanoğlu sülalesinin yerleşmesiyle bu bölgenin hakimiyetini artık Çapanoğlu beyliği idare eder duruma gelmiştir. Çapanoğlu devlet kurmamıştır ama Osmanlı sarayı ile kurduğu yakın ilişki nedeniyle bu bölgede, Cumhuriyete kadar bir derebeylik gibi hüküm sürmüştür.
Dolayısıyla da Bazlambaç ve bu bu bölgede yaşayan halk, hep yukarıdaki kronolojik tarihi sıralamada yer alan Tokat eksenli hükümetlerin egemenliğinde kalmıştır. Bazlambaç halkı da Çapanoğlu ailesi gibi eş değer zamanlı olarak bu bölgeye gelmiştir.

Erzurum üzerinden gelerek önce ırmak kenarına yerleşik düzen kuran Türkmen aileler, bir süre sonra eşkıyaların zulmünden korunmak için bugünkü yerine taşınan bir Türkmen Sülalesidir.

Yukarıdaki tarihi bilgilere ulaşmadaki ana kaynak, Çorum Ortaköy 2006-2007 kazı çalışmalarında çıkan Kümbet Ovasıda dahil bölgeye ait tarihi kalıntıların incelenmesiyle ortaya çıkmıştır.
Ayrıca Bazlambaç sınırları içerisinde bulunan ok başlıkları, mermer sütunlar, çanak ve çömlekler yukarıdaki tarihi geçmişini doğrular niteliktedir.
Çekerek Irmağı ve Zile-Alaca ticaret yolu üzerinde olması buranın önemli merkez olduğunu göstermektedir. Bazlambaç gerek Osmanlının son dönemi, gerekse Cumhuriyetin ilk dönemlerinde hareketli bir yerdir.
Çevrede bulunan ören yerleri ve kalıntılar: Kasabanın güney doğusunda, yaklaşık 56 Km uzaklıkta bulunan Güllüderesi, Yatırkavak, Goçalan denilen bölgelerinin çok eskiden yerleşim yeri olarak kullanıldığı buluntulardan anlaşılmaktadır. Goçalan ve Güllü Deresi bugün yayla olarak hâlâ kullanılmaktadır. Buralardaki mezarlardan ve örenlerden yapma taşlar, şişe ve madeni paralar bulunmuştur.
Yine kasabanın kuzey doğusunda 2 km. uzaklıktaki mevkiiye Kilise adı verilmektedir. Adı geçen yerde mermer başlıklar ve taş sütunlar bulunmuştur. Kilise mevkiinin biraz kuzey batısında Arımın başı denilen yerde eski devirlerden kalma mezarlıklar bulunmaktadır.
Burada bulunan mezarlıklardan zaman zaman çeşitli madeni ev eşyaları, çanak çömlekler, kesme taşlar, vazolar ve paralar çıkmaktadır.
Kasabanın batısında bulunan bir başka yer de Kiremitlik mevkiidir. Yukarıda zikredilen buluntular burada da mevcuttur.
Kasaba sınırlarının batıdan girişinde Savaş denilen yerle, Çukur'un Başı ve Gavur Mezarı denilen yerlerde eski bir yerleşim yeri olduğunu çıkan çanak-çömlek kalıntıları ispat etmektedir.
Osmanlı döneminden kalma bir kalıntı ise, kasabanın içerisinde "Medrese" diye bilinen ören yeridir. Buradaki medrese, zamanın çevredeki en büyük medresesi olup 300-350 talebe eğitimine cevap verdiği bilinmektedir. Yetişen talebeler Molla (mezun hoca) olarak ülkenin dörtbir yanına dağıldığı İl arşivlerinde mevcuttur.

Bazlambaç Köyün Tarihçesi:
Erzurum üzerinden gelen birkaç Türkmen aile önce, ırmağın yamacındaki boz bir tepenin eteğine yerleşirler ve bu buranın adını da Bozyamaç koyarlar. İçme suyunu ise bir kaç yüz metre uzaklıktan temin ederler. Dağın eteğindeki eşmelerden omuzlarında helkilerle suyun taşınır olması, zamanla sorun olmaya başlar. Kadınların yolları sık sık eşkıyalarca kesilmesi nedeniyle toplanıp suyun başına taşınma karar alırlar ve ahali tası-tabağı topladığı gibi bugünkü Yenisuyun başına taşınarak köy oluverirler. Köylerinin adını da has (Türkmen/Yörük) ekmekleri olan bazlama'ya bir harf (ç) ekleyerek Bazlamaç’ yiverirler...
Bazlama ; yuvarlak göçebe ekmeğidir. Mayalı hamurun yuvarlak ve kalın yufka şeklinde açılarak, sac üzerinde pişirilip üzerine zeytinyağı ya da tereyağı sürülerek lezzetlendirilen ekmektir.
Bu güzel bazlamanın, bişi (sade), kete(içi şekerli, çökelekli), gilik (soğanlı,sebzeli), gatmer (ince yağlı) çeşitleri de vardır. İşte Bazlamaç adı, köyde Medrese ulemasının bilgeliği ve ekmeğe olan saygılarından dolayı bir harf ilave ile türemiş isimdir.
Kasabanın bugünkü Bazlamaç adını alması ise, köyün Kasabaya terfi etmesinde, zamanın devlet yetkililerince, bu defa köy adının ortasına bir harf (m) daha ilave edilerek, Bazlambaç olarak güncellenmiş halidir.
Bazlambaç halkının sürekli lehçelerini güncelleyerek kendisini de nasıl geliştirdiğinin bir örneğidir aslında.
Bazlambaç, dağın eteğinde, ırmağın kenarında ve Kümbet ovasının göbeğinde yer alması nedeniyle harikulade yemyeşil bir beldedir. Ne yazık ki modern aletlerin tarıma girmesiyle tüm anadolu halkı nasıl etkilendi ise Bazlambaç'ın yeni nesilleri de rençberlikle geçinemez hale gelmiştir. Ülke insanı ile aynı kaderi paylaşan bazlambaç gençleri bir bir gurbete çıkarak iç aramaya başlarlar.
Gurbete çıkan bu nesil, bir tarafdan zor şartlar altında bulabildiği işlerde çalışırken, diğer taraftan da çocuklarını okutmayı ihmal etmezler. Dolayısıyla 2000 yılından sonra yetişen nesil, eğitimli ve kültürlüdür. Öyleki Yozgat ilinin eğitim seviyesi en yüksek, en çok memur ve emeklisi olan bir köyü konumuna erişmiştir. Köy dışında 4 den fazla öğretim görevlisi, doktor, mühendis gibi çok sayıda yüksek tahsilli insanı bulunmaktadır. Gurbette Bazlambaçlı emekli olur olmaz doğruca memleketinin yolunu tutmaktadır. Bu özelliği ile beldeye "emekliler kasabası" denmesini sağlamıştır.
Bazlambaç beldesi en son nüfus sayımı olan 22 Ekim 2000 yılında 2522 nüfusa sahip olup. Nüfus artışı ile beldeden dışarıya yapılan göç ve ölüm olayı orantılıdır. 2012 yılında, yeniden düzenlenen 'Köy Kanunu' ile kasabalıktan düşürülerek Köy'e dönüştürülmüştür.

Bilindiği kadarıyla eski adıyla Bazlamaç, Osmanlı döneminden Cumhuriyetin ilk yıllarına kadar dünyanın dört bir tarafına ulema/molla yetiştiren Medresesiyle nam salmıştır. 300 ile 350 arasında talebesi mevcuttur ve ilginç simalarara sahip Müderrisleriyle de ünlüdür. Bazlamaç Medresesinin yetiştirdiği ulema zinciri şu şekildedir: Bekir Efendi, Mehmet Efendi, Hasan Efendi, Kurt İmam Efendi, İbrahim Hoca, Arif Hoca, Numan Hoca, ve halen yaşayan Ali Hoca ile Mustafa (Mıstık) Hoca zincirin son halkasıdır..
Bazlamaç' ta tahsilini tamamlayan talebeler icazetnamelerini (diploma) Amasya'da imtihana girerek alırlarmış. Medresenin eğitim faaliyetleri bölgenin kültürel yükselmesinde de büyük önemi vardır.
Cumhuriyetin ilanı ile Medreselerin kapatılmasıyla artık bu ilim yuvası da sönmüş, son temsilcilerinden Numan Hoca Efendinin 1990 yılında vefatıyla yaşayan ulama da kalmamıştır.
Bazlamaç Medresisinin ilginç simalarından söz edilir. İbrahim Hoca da bunlardan birisidir. Bazlamaç Medresesi'nin Baş Müderrisi Bekir Efendinin damadı olan İbram Hoca Medresenin en son Baş Müderrsisi olup son mezun ettiği talebe sayısı 300 kişidir. Disiplini ile nam salmıştır. Şimdi dahi saygıyla anılan bu insan 1950 yıllarında vefat etmiştir.
Bir diğer önemli şahsiyette Ömer Efendi' (Ağa)dir. Ömer Efendi(Ağa) hem köyün hem de çevrenin en zenginlerinden hatırı sayılır bir kişidir. Çevre köylerin ürününden "öşür" toplama görevi de Ömer Efendiye (Ağa) verilmiş olup sofrasının açıklığı ve yanında çalışan kırk-elli kişiye bakması ile tam bir ağadır. Kıtlık zamanı fakir halka yiyecek dağıtır, yoksulları gözetir ve köyünü kollar. Bazlamaçlı Ömer Efendi (Ağa) Milli Mücadelede Kuvva-yı Milliyeciler tarafını tutarken, Çayırözü Köyünden aynı isimli şahısta Çapanoğullarını tutarmış. Çayırözlü Ömer Ağa ile karıştırılması sonucu, Milli Kuvvetler yanlışlıkla Bazlamaç’lı Ömer Efendinin(Ağa) evini, konağım yakıp yıkarlar. Durum sonradan anlaşılınca da özür dileyerek Bazlamaç'tan ayrılıp, Çayırözlü Ömer Ağayı tutuklarlar. Ömer Efendi(Aağa) 1940'lı yıllara kadar yaşar.
Bir diğer ilginç sima Baş Müderris Bekir Efendi: Bazlamaç Medresisinin Kurucu Müderrisidir. Derin Fıkhi bilgilere sahip pratik zekası nedeniyle "hazır cevap" biri olarak tanınmıştır. Tüm tartışmaların tek galibi olmasıyla ünlü biridir.
Bir diğer ünlü sima Baş Müderris Mehmet Efendidir. Kafkasya’dan gelen Mehmet Efendi, Bazlamaç Medresesinde göreve başlar ve kısa zaman sonra da ikinci Baş Müderris olarak atanır. Çok derin bilgiliye sahip zeki biri olduğu söylenir. Öyleki, Sivas vilayetinde yapılan Müderrisler arası bilgi yarışmasında birinci gelerek büyük takdir toplamıştır. Kasabanın son uleması olan ve 1990 yılında vefat eden Hacı Numan Hoca’nın da babasıdır.
Bu bilgiler özel araştırma ürünüdür, izinsiz veya kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
Mehmet BALLI/Yazar Araştırmacı-2007

Not: Yukarıdaki bilgiler yazarın, uzun araştırmalar sonunda zor ulaştığı ve kıymetli bilgilerdir. Eğer daha detaylı arşiv bilgilerine ulaşan var ise bizimle bilgi paylaşımından memnuniyet duyarız.

 

 

Altın sarısı buğday başakları dümdüz Kümbet Ovasında nazlı gelin gelinin burçakları gibi yelef yelef sallanır..

Efil efilf esen rüzgarın salladığı Kavak ağaçlarının gölgesinde serinleyerek dinlenir, ensesi kıpkırmızı olmuş Ağustosun kavurucu sıcağından Bazlambacın çiftçlireri

 


COĞRAFİ KONUMU
_________________
Bazlambaç, doğu ve güney doğudan yüksek dağlarla çevrilidir. Kuzey ve kuzey batışı ise geniş ve düz bir arazi yapışma sahiptir. Buraya Kümbet Ovası denilir. Kasabanın üç Km kuzeyinden Çekerek Irmağı geçmektedir ki Bazlambaç' ın arazisi motopomplarla bu ırmaktan sulanmaktadır. Kümbet Ovasından Bazlambaç tarafına düşen kısmın toprak yapısı kumludur. Humuslu topraklar daha çok Çekerek Irmağına yakın kesimlerindedir. Bunun sebebi ise dağ eteğinde bulunan Bazlambaç arazisinin sel sürüklemeleri sonucu oluşmasındandır. Kümbet ovasının asıl humuslu geniş bölümü Aydıncık ve Kazankaya arasında kalsa da bu bölgedeki çoğu arazi yine Bazlambaç’ a ait geniş araziler bulunmaktadır.

Bazlambaç, Çekerek İlçesi sınırlarında en ılık yerdir. Karadeniz Bölgesinin iç kesimleri iklim özelliğine sahiptir. Kalıcı kar süresi az olup, güney ve güney batısındaki dağlar aniden yükseldiği için buralarda kar daha fazla kalmaktadır.
Geniş dağlık alana sahip olan Bazlambaç Beldesi meşelik orman bakımından oldukça zengindir, iklimin yumuşak olması ağaç çeşitliliğini artırsa da, hakim unsur meşedir. Bunun yanında çam, kayın, gürgen, düzlük arazide ise söğüt ve kavak ağaçları bulunur. Yağışlar genellikle yağmur şeklinde olup, dağdan gelen kaynak suları oldukça boldur. Bu sular içme suyu ve sulama suyu olarak kullanılır.
Sulanabilir arazinin çokluğu, soğan, her tür sebze bol miktarda üretilmesine imkân sağlamaktadır. Tahıl olarak, buğday, arpanın yanında, mercimek, nohut gibi kuru bakliyat da üretilir. Şeker pancarı da başlıca geçim kaynağıdır. 1970'lere kadar bu bölgede tütün ve haşhaş ekimi de yapılırdı.
Tarım ürünlerinin yanında hayvancılık da yapılır. Otlakların bolluğu burada mera hayvancılığını geliştirmiştir. Yaylalarından çevre köylerin sürü sahipleri de faydalanırlar.
Ticaretini ilçe merkezi ve Aydıncık' la yapan Bazlambaç Beldesinin ekonomik ve sosyal durumu diğer beldelerden daha iyidir.
Okuma yazma oranı oldukça yüksek olup, dışarıda en fazla insan nüfusuna sahip, en çok memuru ve bürokratı olan bir yerdir. Beldede genç nüfus sayışı oldukça azdır. Genç nüfus İstanbul ve Ankara gibi büyük şehirlerde iş bulmuşlardır.
Bu bilgiler izinsiz veya kaynaksız kullanılamaz.
Mehmet BALLI/Yazar Araştırmacı-2007

Göklere şehadet eden Minarelerin gölgesindeki Mercan Camii.
Eski Minare ile yeni mimari yapıdaki kubbelerin buluştuğu şahane bir eser.
Kümbat Ovasına girdiğinizde gözünüzü okşayan manzaranın ilk işareti..

Bir başkadır bizim buraların düğünü.

Üç gün üç gece sürer davulların hoyratında..
Gelin-Damat, Köylü, Misafiri el ele, gönül gönüledir halaylarımız.
Sadıçlarımız vardır omzunda ipek eşarp bağlı, Kız evi naz evidir ya dolup taşar, erkek evi Han dır teşlerle dolar taşaretli yemekli ikramlarla bir bir.
Bayrağımız asılıdır Damdaki üç çatallı direğin bir ucunda soğan, diğerinda elma..


KÜLTÜREL YAPISI

_________________
Bazlambaç Köyü foklorik yönden oldukça zengin olup, yayla şölenleri, düğün, bayram törenleri oldukça eğlenceli geçer. Koçalan Yayla şenliğinde tüm gurbetteki kasabalıların katılımıyla, çeşitli eğlenceler, yarışmalar düzenlenerek ziyafetler verilir.
Davul-zurna eşkinde düğünler genelde Perşembe akşamı başlayarak. Pazar günü gelin alma töreni ile son bulur. Genç kızlar ve delikanlılar taşta bulgur çekerken çeşitli türküler ve maniler söyleyerek halaylar çekerler. Yöreye has halaylar oldukça çeşitli olup, bazıları; Baş Halay, Orta Hatay, Ağırlama ve üç ayak gibidir. Baş Halay çekilirken kızlar iki gurup oluşturur.
Damadın ve yanında gezdirdiği Sağdıcın sırtına ipek eşarp takılması, düğünün 3 gün 3 gece sürmesi ve gelin inerken evin damına dikilen 3 çataldaki elma, soğan ve bayrağı kapmak için gençlerin yarıştığı farklı bir bir düğündür.

Sosyo Ekonomik Yapısı:

Köyümüz yaşan halkın bir kısmını çiftçilikle uğraşarak karnını doyuranlar, diğer kısmını da emekli olarak köyüne dönen maaşlı emeklilerden oluşmaktadır.
Çiftçilikle uğraş daha çok soğan ve şekerpancarı ağırlıklı olarak üretilmektedir.

Bazlambaç medresesinin kapatılmasıyla dışarıya göç başlamış ve gurbete çıkan Bazlambaçlılar her türlü işte çalışarak ayakta durmayı başarmışlardır.
Bu gün bu göç edenler kendileri emekli olarak Kasabalarına dönmeye başlamış bir yandan da büyük fedakarlıklarla okuttuğu çocuklarının meyvesini almaya başlamışlardır.

Cumhuriyetimizin ilk yılklarından itibaren Bazlambaç'ın Belediyelik olmasına rağmen göreve gelen başkanların yöreye yönelik kalıcı proje üretemeyişlerinden olsa gerek, sürekli dışarı göç vermiş ve bu kan kaybı sonunda kasabayı köye dönüştürmüştür. 2012 yılnda çıkan Köy Kanunu ile kasabalıktan köye düşürülmüştür.!!!

Karadenizi Samsun-Tokat üzerinden İçanadoluya bağlayan dar ama kestirme bir transit yol geçmektedir.
İleriki bir zamanda bu transit yolun tam faaliyete geçmesiyle ekonomik açıdan köye katkısı olacaktır.
Ayrıca Çalın dibi mevkiinde bulunan Mermer yatakları işletmeye açılmıştır. Uzun rezervlere sahip bu mermer işletmeciliğinin yine uzun vadede Bazlambaç’ın ekonomik yapısına katkıda bulunacaktır.
Bu bilgiler izinsiz veya kaynaksız kullanılamaz. Mehmet BALLI/Yazar Araştırmacı-2007


  YÖRESEL YEMEKLERİMİZ

ZEYTiNYAGLi BAZLAMA:

Mayalı hamurun tereyağı veya zeytinyağıyla yoğrularak saç üzerinde pişirilmesiyle yapılan küçük, kalın ve lezzetli bir tür yufka ekmeğidir.
Yumusaklığını muhafaza etmesiyle çok sağlıklı ve lezzetli bir çörek-ekmektir.
Bazlamanın, Kete, Gilik, Bişi gibi çeşitleri de vardır.
Ayrica ketenin şekerli, Çökelekli, Soğanlı ve Kıymalı çeşitleri vardır..
Yöreye has olan Bazlamanın en güzeli Bazlambaçta yapılır.

TOGAŞi 

Bugday yarması (bulgurun bir boy irisi) 2 saat suda ıslatılır.. Yağı, tuzu sogani kavrulduktan sonra bu yumuşayan yarma kavrulur üstüne soguk ayran ilavave edilerek bir 5 dakika durmadan karıştırılır..
Ocaktan inmeden önce çorbanın içine taze nane yaprakları ilave edilir.
Togaşı bir ayran çorbası olduğu için sıcak yendiği gibi sogudugunda  da daha lezzetlidir.

ARABASI

İlk öncelikle bir bütün tavuk haşlanır, ayrı bir yerde un pembe bir hal alana kadar kavrulur, tencereye yağ salça baharatlar (pul biber,karabiber,tuz) ile kavrulur bilahare tavuğun suyu eklener kavrulmuş un sulandirilarak eklenir parçalar haline getirilmiş tavuk parçalari eklenir ve kaynamaya bırakılır. Ayri bir tencerede su kaynatilir bir miktar tuz ilave edilir un elenerek suya karıştirilir muhallebi kivama gelene kadar pişirilir daha sonra tepsilere dökülerek soğumaya birakilir ve hamur çorbaya batirilarak yenir. Ayrica hamur baklava dilimi seklinde kesilip yenir bu yemegimiz kış aylarinin vazgeçilmez lezzetlerindendir.
Bütün hemsehrilerimize afiyetler olsun. 

HÖSMERiM

Güzel Bazlambacımızın damak tadlarindan biride yaylada yapılan Höşmerimdir.
Höşmerim, ekmek parçalarının tere yağı ile yapilan bir yemek türüdür.
Önce Taze tereyagi tavada iyice kizartilir. Sonra içine önceden hazirlanmis olan ufak ufak ufalanmis yufka ekmekleririni dökerek kavurulur. Bu kavurma ekmek taneleri kıpkırmızı  olana kadar sürekli tahta kaşıkla karıştırılır ve içine yumurta veya çökelek katilarak dahada lezzetlendirilir.
Sonra tabaklara servis yapılır... 
Yapimi ve malzemesi çok basit ve kolay olan Hösmerim doyurucu tek basina bir yemek türüdür aynı zamanda. Bizim höşmerimimiz yazın yaylalarda yapılır.

HELLE ÇORBASI

Bazlambaç'a has çorbalarımızdan biri de helledir.
Bir yemek tabağı tabak un kavrulur. Bir çay tabağı yeşil mercimek haşlanır ve bir çay tabağı kuşbaşı kavurularak hazırlanır.
Kaynamış su kaşıkla karıştırırken bir yandanda azar azar un katılır. Daha sonra haşlanmış yeşil mercimek ve kavrulmuş kuşbaşı katılarak kaynamaya devam ederken tahta kaşıkla da yarım saat karıştırılır.Tabi yağını tuzunu da diğer yemeklerdeki gibi gibi katılır.
Sonra demeyin lezzetine..

AFİYET OLSUN
Keşkek gibi daha birçok yöresel yemeklerimiz vardır...

 
 


ARAŞTIRMA YÖRESEL FOTOĞRAFLAR


Kümbet Ovası'nda Harman Olan Yiğitler...

Bazlambaç insanının geçmişi çok parlak ve bir okadarda cefakar olduğu bilinir. Lakin ya bugün?! Umut fakirin ekmeğiymiş...
"Gelin canlar bir olalım gücümüzün farkına varalım" diye haber salıyoruz hemşehrilerimize...
Mum dibine ışık vermezmiş ya, aksi halde bu çağrımıza kulak tıkayanlar bilmelidirki, beton ve makine yığını koca şehirlerin cazibesine kapılarak köyden kente önlenemeyen göçlerin etkisi Bazalambacı bitirecektir.!!!
Gurbete çıkanların, (ahd-i vefanın gereğini yapmayarak) memleketi ile iletişiminin kopması ya da kopartılmasıyla yeni kuşak-lar köyüne yabancılaşacaktır!!!
Dün Bazlambaç Medresesinde ilim adamı yetiştirenlerin torunları, küllerinden yeniden doğdu bugün modern ilimlerle aslında, ama şimdi şehirlerde yaşıyorlar!...
İç Anadolu'nun Kümbet Ovası tarih boyunca bir çok önemli uygarlıklara beşiklik etmiştir.
Eski Mezepotamya...
Hititler’den tutunda Romalılara kadar. Sonunda, Çapanoğlu diyarına dönüşünce yöreye bir köklü aile gelip otağ kurmuş hem de Kümbet Ovasının tamda göbeğine.
Toprağın kucağında gece gündüz, yıllarca çalışıp çoğalmışlar...  köy olma sayısına ulaşınca da dikmişler köyün merkezine ilim meşalesini ve Koca bir Medrese kurmuşlar. Haber salmışlar dört bir Osmanlı diyarına.
Akın etmiş alem bir bir Bazlambaç Medresesine. Okudukça, okuttukça nam salmış Bazlambaç Medresesi ve Uleması...
Senede 300 ile 350  Ulema yetiştirip mezun eder olmuşlar..
İlim adamlarımız vardı, şimdiki Yukarı Camiinin dibinde medfun olmuş heybetli mezarlarının başındaki yeşil sarıklı Ulemalar. Baş Müderris Bekir Efendi, yardımcısı Baş Müderris Mehmet Efendi, Mustafa Efendi, İbrahim Hoca Efendi, Osman Efendi, zamana kök salmış müderrisler yani bugünün Profesörleri.
Baş Müderris Bekir Efendi: Derin Fıkhi bilgilere sahip pratik zekalı biri olarak tanınmıştır. Bir gün Köy Odasında itikatı zayıf olan biri ile bir tartışmaya tutuşurlar. Kişi sorar; ‘Ya Bekir Hoca efendi  kıl kıl bitmiyor bu namaz, ya bahsettiğiniz Allah yoksa (haşa), cehennem yoksa siz boşuna yatıp yatıp kalkmıyor musunuz?’ Bekir Efendi pat diye yapıştırır lafı ‘evet senin dediğin gibiyse biz günde 5 kez elimizi yüzümüzü yıkayarak spor yapmış oluruz, amma ya gerçekten o Allah varsa?Nice olur senin bu halin! diye hazır cevablı birisi imiş.
Baş Müderris Mehmet Efendi: Medresenin 2. Baş Müderrisidir. Kasfkasya’dan gelmiştir. Zeki ve ilim erbablılığı ile meşhurdur. Sivas’ta yapılan ulemalar arası bilgi yarışmasında birinci gelerek ün yapmış bir şahsiyettir. 3 hoca oğlundan Arif ve Mahmut Hocalar genç yaşta, Hacı Numan Hocada 1990 yılında vefat eden derin ilim sahibi ulemalardandır ve Mehmet Ballı (bendeniz) 3. evladıdır. Mahmut Hocanın torunları da bugün Öğretim Görevlisi olarak ilmi görev yapmaktadırlar.Cömert mi cömert bir Ömer Efendi vardır. Bazlambaç’ta ki harikulade konağında 45-50 kişilik hizmetli ile herkesin her türden ihtiyacına cevap veren bir Efendi ağa dır. Merkezi yönetim adına tüm bölgenin vergisini (öşür)  O toplardı..
Osman Efendi, teyyare lakabı ile esprili,
İbram Hoca ilim deryası çok ciddi sert mizaçlı,
Mustafa Hoca ise Mulayim mizaçlı,  gibi her biri kıymetli birer ilim cevherleri olarak görev yapmış, nam salmış gururumuz olmuşlardır.Cumhuriyetin İlanı ve ardından çıkan devrim yasaları ile bu medrese kapanır. Ulema kendi kabuğuna çekilir. Büyük zadlar bir bir göçüp giderler bu dünyadan, tıpkı o atlarına binip giden güzel insanlar gibi!!!. Geride onların yetiştirdiği 3-5 alim insan kalır. Bunlarda, yıkılmış medresenin  bir bir yok olan tuğlalarına inat,  ayakta kalabildiğince, ömürlerinin sonuna kadar öğrendiklerini köylüye okutmaya öğretmeye devam ederler.
Bugün bunlardan Ali Hoca Efendi, Mustafa Hoca Efendi ve Muallim Hasan Hoca son kuşak olarak zamana direnmektedirler.
Medresesinin kapanması Bazlambaçlıyı çok etkiler. Çünkü ilim tahsili ile meşgul olan bu insanlar ve ahali çok geniş araziye sahip olmasına rağmen, yıllarca tarıma ve hayvancılığa pek önem vermemişlerdir. İşte bu zaman çerçevesinde büyük sıkıntılar başlar. Köyün kasabaya terfi etmesine rağmen karnını doyuramaz hale gelirler.
Başlarlar yine ilim merkezlerine göç etmeye. Ülkenin dörtbir yanına hatta dünyaya açılırlar. Sesiz sedasızca yıllarca çalışır didinirler. Ama bir ayakları da memleketlerindedir. Kopamazlar. Çünkü onlar okumuş insanların evlatlarıdırlar. Sılayırahm-i iyi bilirler.
Kasaba bir taraftan göç vererek kan kaybederken, diğer taraftan kasaba dışına göç edenler çocuklarını da okutmayı ihmal etmezler. Bu okuyan gençlik, farkında olmadıkları bir gücü barındırır aslında.. İşte bu gizli güc yakın zamanda olmasa da orta ve uzun vadede ortaya çıkarak uygun zaman ve zeminde harekete geçerek Bazlambaç’ın yarınlarını aydınlatacaktır...Kasabamız, ülkemizin nadide köşelerindendir. Yozgat’ımızın da gururu olan en çoklarına sahip bir beldedir.
Bazlambaç toprakları Yozgat’ın en büyük arazisine, en sık ve geniş ormanına sahiptir. Yemyeşil ormanın ortasında harika iki yaylası vardır.
Ankara-Samsun büyük transit otoyolu üzerine olan Kasabanın yer altı kaynakları yönünden de çok zengindir..
Bazlambaç’ımızın geniş coğrafi yapısına, derin köklü tarihi kültürüne paralel olarak, bugün eğitimi en yüksek düzeydedir.
İl genelinde, okuma yazma oranı en yüksek, en çok memur yetiştiren, en çok ilim adamı olan, en çok emeklisi olan tek beldedir...
Her ne kadar günümüz şartlarında kasaba nüfusunun azlığı nedeniyle köye dönüştürülüyor olsada bu karamsarlığın ufkumuzu karartması söz konusu değildir. Çünkü yarınlar, bizlerin omuzlarında yükselecektir. Güzel olansa artık sorgulayan bir toplum haline gelme sorumluluğu ve bilinçliliğidir.
Elimizdeki verilerden yola çıkarak, mevcut imkanlar yerli yerinde değerlendirildiği takdirde, yarınların olası doğal gelişim projeleri bakınız nasıl parıldayacak;
Yeni keşfedilen yüksek rezervli Mermer yatakları işletmeciliği zamanla Fabrikasyona dönecektir.
Kömür madeni yatakları yakın zamanda işletmeye açılacak olması uzun vadede bölgeyi hareketlendirecektir.
Köyün altından geçen Büyük Transit Otoyol üzerinde kurulacak sosyal tesisler yöreye canlılık katacaktır.
En önemlisi de hasretle beklediğimiz birliğimizdir.
Değişik kollarda kurulacak Vakıf ve Dernek gibi sivil toplum örgütlerinin düzenleyeceği şenlik ve organizasyonlar kaynaşma sağlanacaktır. Birleşerek kazandığımız güçle dirilişimiz perçinleşecek dolayısıyla da  hep şikayet ettiğimiz geri kalmışlığımızın Bazlambacının kaderi değişecektir.
Vakıf ve derneklerin Bazlambaç’ta inşa edilecekleri yatılı sosyal tesislerle, modern dünyanın eğitim sistemi getirilerektir. Yeniden, eski Bazlambaç ilim yuvası merkeziliği ihya edilerek, yarınların  Bazlambaç’ına ışık tutacaktır..
Köye dönen emeklilerimiz zamanla köy yönetimine müdahil olacaklar, şehrin verdiği Mimari yapıdan tutun da  her türden kazanımlarını ve tecrübelerini kasabaya uyarlayacaklardır.
10 bini aşkın kayıtlı nüfusa sahip Bazlambaçlıların çocuklarının % 90’ı okumuş ve yetişmiş insandır. Öğretmenlerimiz, Mühendisler, Doktorlar, Araştırmacı Yazar, Öğretim görevlilerimiz ve birçok meslekten yetişmiş insanlarımız vardır yarınlarımızın teminatları olarak. Bu insanlar mutlaka Bazlambaca katkı sağlayacaklardır illaki iyi bir iletişim sağlanabilirse...
Bunlar hayal değildir. Daha birçok anlatamadıklarımda yarınların uygulanabilir memleketimizin kalkınmasına yönelik projeleridir.
Bizim geçmişimiz çok itibarlı idi.
Dünkü yıkılan çınarların köklerinden bugün daha da gür filizleri yetişmiştir. Okumamış gençlerimizin işsiz olanı, aşsız olanı da vardır elbette, ama hepside onurlu karakterli ve çalışkan azimli insanlardır.
Emin olunuz ki her Bazlambaçlı memleket hasretiyle yanmaktadır ve yarınların muhteşem Bazlambacını inşa edecek potansiyeldedir.. Yeter ki biri birimize sevip sayalım, haset davranmayalım, sahip çıkarak birlik olalım, birlikte güzel şeyleri düşünüp tartışalım.
Bir ayrıntı da şu ki, okumuyup yetişmiş insanlarımızdan çok şeyler beklemek, sitem etmek doğru değildir. Çünkü bu insanların hemen hemen hepsi de yokluklarla ve kendi imkanları ile okumuş, dişi ve tırnağı ile bir yerler gelmişlerdir. Her şeyi onlardan beklemek değil, onlarla iyi ilişki kurarak mesafe almak gerek işin doğası gereği...
Şimdiden bu heyecanı yaşamaya, çocuklarınıza güvenmeye davet ediyorum.
Ne mutlu bu şuura erişe bilen Bazlambaçlılara..
Saygı, Sevgi ve Muhabbetle selamlıyorum tüm hemşehrilerimi.
Mehmet BALLI/ Yazar Araştırmacı-2008