![]() |
![]() |
|---|
|
MAKALELERİ |
|---|
| ARAŞTIRMA-MAKALESİ / Mehmet BALLI |
|---|
Fütüristlerin Hayatımızdaki Yeri… Geçenlerde, İstanbul Lütfi Kırdar Uluslararası Kongre ve Sergi Sarayı’nda (21 Kasım 2008) Dünya Fütüristler 2008 Zirvesi yapıldı. Yaşam tarzımızı kolaylaştıracak buluşların ortaya konup tartışıldığı bu toplantı, geleceğimizle çok ilgili olması nedeniyle, farklı konuşmacıları ve etkinlikleriyle dikkat çekti. “Fütüristler Zirvesi’nden sonra gelecek algınız asla eskisi gibi olmayacak” sloganıyla hayata geçirilen ve ana sponsorluğunu Bahçeşehir Üniversitesi’nin üstlendiği zirveye çok sayıda işadamı, yönetici, öğrenci ve medya mensubu katıldı. Gelecek senaryoları üzerine düşünen ve geleceğe dair öngörülerde bulunan kişiler” olarak ifade edilen Fütüristlerin ortaya attığı görüşler hayalimizden de öte bizleri heyecanlandırmaktadır. Fütüristler, birer “GOY” (Gelecek Okur Yazarı) aslında! Bireyler, kurumlar, toplumlar ve ülkeler için, gelecekte sosyal, teknolojik, ekonomik, ekolojik ve politik açıdan ne gibi gelişmeler olacağına dair alternatif görüş ve beklentiler geliştiriyorlar. Falcı ya da astrolog değiller; Yalnızca “olasılıkların teorisyenleri” onlar. Bilimsel temellere dayanan tahminlerde bulunuyor ve hayaller kuruyorlar. Geleneksel eğitim kalıplarının, artık geçerliliğini yitirdiğine inanıyorlar. Bilinen öğretim sistemlerinin, insan beyninin müthiş kapasitesini sınırladığını iddia ediyor ve yaratıcılığı geliştirip kışkırtan yöntemleri teşvik ederek destekliyorlar. Her iş kolundan ve alandan pek çok fütürist, gelecekte neler olabileceğini ve bunların iş, aile, sosyal yaşama etkilerini tahmin etmeye çalışıyor. Bakınız şöyle bir göz atalım bu Fütüristlerin gelecekteki yaşam tarzımızı değiştirecek öngörülerine.. *Genetik bilimi sayesinde çok kısa bir süre sonra insan ömrünü 120 yıla çıkarabilecek. İnsanın kök hücresinin organ üretiminde kullanılmasından tutunda, klonlamaya kadar gerçekleştirilen buluşlar, bir çok hastalıkların ortadan kaldırılmasıyla İnsanoğlunun bedenini kuvvetlendirecektir. * Hayatımızda Hastaneler, doktorlarda olmayacak. Doğal olarak her evde yerini alan bilgisayar sayesinde yaşam kalitemiz kontrol altına alınacak. Farzedelim ki elimiz veya gözümüzden rahatsızlandığımızda, bilgisayara göstererek otomadik algılayıcıların sayesinde merkezi sistemle hastalığınız keşfedilerek, bu doğrultuda geliştirilen yöntemle tedavi metodu uygulanacaktır. * Petrolün pabucunu dama atacak. Alternatif enerji kaynakları bunun yerini alacak. Özellikle rüzgâr ve güneş enerjisi hayatımızın vazgeçilmez bir parçası olacak. *Fresco'nun tasarladığı dünyada para da yok . Paranın yerine dünya kaynaklarının bütün insanlar tarafından ortak kullanımı var. Mal ve hizmet alımı için kullanılan para olmayacağından, çevre kirliliği yok. Para Müzelik olacak. * Geleceğin dünyasında jeotermal enerji çiftlikleri, yeraltında veya deniz altında oluşturulan düşünen şehirler, sandviç tarzında yarı esnek kırmadan değiştirilebilen evler, otomatik olarak vücut hatlarına göre şekil alan mobilyalar, manyetik raylı ulaşım araçları var. Daha nice düşünsel buluşları buradan saymaya sayfalar yetmez. Bütün bunlar göze kulağa hoş geliyor. Bizleri heyecanlandırıyor da, birde bu bilim kötü niyetli insanların elinde yükselirse, işte insanoğlu heyecandan mı yoksa korkudan mı çatlar orasını kestirmek zor olacak sanırım.. |
Hepimiz Birer özürlü Adayıyız.. Amerika Brooklyn köprüsünde, bir bahar günü , özürlü (kör) bir adam dilencilik yapıyormuş. Dizlerinin dibine bir tabela koymuş. Üzerinde “DOĞUŞTAN KÖR” yazılıymış. Herkes dilencinin önünden geçip gidiyormuş. Bir REKLAMCI bunu görmüş. Tabelayı almış arkasına bir şeyler yazmış, olduğu yere tekrar bırakmış. Ne olduysa olmuş.. Gelip geçen ve bu tabeladaki yeni yazıyı okuyan herkes, başlamış dilencinin önündeki şapkaya, habire para atmaya. Bir cümle yetmiş onca kişiyi etkilemeye ve dilencinin şapkasının kısa sürede ağzına kadar parayla dolup tasmasına. ”GÜZEL BİR BAHAR GÜNÜ AMA BEN BAHARI GÖRMÜYORUM” Bu güncel yaşanmış kısadan bir çok hisse çıkarmak mümkündür. Reklamın yaratıcılığından tutunda, özürlü insanın hayata tutunmasına kadar. Burada bence önemli olan hayatı pozitif algılayarak doğru pencereden bakabilmek ve doğruyu görebilmektir. Özürlü insanları daha iyi anlayabilmek adına 3 Aralık Dünya Özürlüler Günü olarak kabul edilmiştir. Özürlü insanların yaşadıkları sorunlar sadece kendilerinin değil; ailelerinin, çevrenin, toplumun, kısacası tüm insanların ortak sorunudur. İnsanların özürlü olmaları çeşitli faktörlere bağlı olarak ortaya çıkan bir sonuç olmakla birlikte, özürlülerin normal bir hayat sürmeleri ancak toplumsal duyarlılığın oluşturulmasıyla mümkündür. Bu anlamda, özürlü vatandaşlara acıma duyguları ile yaklaşmak yerine, kurumsal hizmetlerin geliştirilmesi esas alınmalıdır. Toplumun duyarlılığı arttıkça özürlü insanların farkında lığı artmaktadır. Toplumda kucaklanan bu insanların bilgi beceri ve yeteneklerinin iyi değerlendirerek maddi ve manevi katkılarla da motivasyonlarını yükselterek hem özürlü insanlar mutlu ve kaliteli yaşam tarzına kavuşacak hemde biz ülke olarak imajımız daha da yükselecektir. Unutmayalım ki bizlerde birer özürlü adayıyız. Bugün hepimize kutlu olsun. |
Bu site hiç bir şekilde ticari kazanç sağlamamaktadır. |